Sen sevgiline ne verebilirsin sanki ? Kalbini mi? Pekâlâ, ikincisine? Gene mi o? Üçüncü ve dördüncüye de mi o?... Atma be adaşım, kaç tane kalbin var senin?..
Zavallı hafıza! Günden güne yok olduğunu hissettiğimiz vücut denilen şu toprak yığıntısının üzerinde daima var olmaya çalışır durur. Bir hüzün veren bakışı senelerce korur. Bir sözü, bir tebessümü yıllarca saklar. Etrafından baş dönmesi verecek şekilde büyük bir hızla geçen bütün anılar ve üzüntüleri hemen kaydetmeye gayret eder. Bu katlanılması zor çalışmayla bütün gücü ve kuvveti kaybolunca bize ümit veren gelecek biter. Hayatımıza eşlik eden mazi, unutulmuşluk denizi içinde yok olur. O zaman ölümcül şekilde yaralanmış bir asker gibi bizi mezarın kapısında bırakarak hizmetini terk eder.
Zavallı çocuklar! Sizin o mini mini elleriniz Asya' nın eski vahşetinin kullandığı ve birkaç asırdan beri insaniyetin zorbalık yükü altında inlediği esaret zicirlerini kırmak için değil, belki kendiniz gibi küçük kuşları, güzel çiçekleri okşamak içindir.