Sadece şiir kitabı demek az kalır sizi dünyanın gizli sırrına(varsa tabii) yaklaştırmak gibi bir iddiası var bu kitabın bence..Kurduğu cümleler,paragraflar, çağrışımlar..İnsanın zihninde kelimelere dökemediği dökmekte zorlandığı hissiyatları okudum. Soyut evren sanki yazıda somutlaşıp önüme gelmiş gibiydi...
Rainerin bu kitabında iki ana tema dikkatimi çekti.Yazar melekler ve ölüm konusunu epey irdelemiş sanırsam. Ölümle birlikte tamamlanacağımıza(?) , insanın öldükten sonra değişeceğini vurguluyor yazar.Bu paragrafın ölüm ve melekler konusunda düşüncelerini en net görebileceğimiz sözler olduğunu düşünüyorum.
" Ağıtlarda, hayatın evetlenmesi ve ölümün evetlenmesi, tek şey olarak açığa vurur kendini. Burda yaşandığı ve kutlandığı gibi, birine hak tanıyıp ötekine tanımamak, sonunda bütün sonsuzluğu dışarda bırakan bir sınırlama olur.
Ölüm, hayatın bizden öteye dönmüş, bizce aydınlatılmamış yüzüdür: Bu sınırlanmamış ülkelerin ikisinde de barınan, ikisinden de bitmez tükenmez besinler alan varlığımızın en büyük, mümkün olan en büyük bilincini gerçekleştirmeye çalışmalıyız . . . Gerçek yaşama yolu her iki ülkeden geçer, en güçlü dolaşımın kanı akar her ikisinde: Ne bura var ne öte, ancak büyük birlik var, 'Meleklerin', o bizi aşan varlıkların barındığı birlik."
Melekler Rainer için Nietzsche'in üst insan modeli gibi. Rainer bunu daha uhrevi ve mistik bir varlıkla anlatmış.
Tekrar diyorum buna şiir kitabı demek az kalır:) ,şiire bakış açımı değiştirdi sevgili yazar. Şiirleri; felsefe ,psikoloji ve din mitolojisi gibi bir çok katmanın iç içe geçtiği güzel bir manzaraydı.Manzara diyorum çünkü yazara göre hayat boyunca yaptığımız hep bir şeylere bakmak yani seyirci olmak."Karşı karşıya olmak,başka bir şey değil,karşı karşıya hep."
Başka bir dizede de bunları diyor