Ölümün bir hareketsizlik, yaşayanların hayatlarından çıkıp uzaklara gidiş oldugunu biliyordu. /... / Bu onun içinde bir bosluk yarattı. Açlığa benzer bir boşluk. Ağrıyan, ağrıyan, hiç durmadan ağrıyan bir boşluk. Hiçbir yemegin dolduramayacağı bir boşluk.
Vahşi dünyanın bir sabrı vardır. Yorulmak, bıkmak nedir bilmeyen bir sabır. \...\ Bu sabır hayatın sabrıdır. Hem de görenleri şaşırtan bir çelişkisi vardır. Hayat, hayat dolu varlıklara yine hayat dolu varlıkları avlamak için bu sabrı verir.
Demek ki yuttuğumuz her lokma bir bakıma başkasının ağzından çalınmıs oluyor, bu hırsızlığı aşırıya vardırarak başkalarının ölümüne neden oluyoruz, aslında hepimiz az cok katil sayılırız.