Bütün sözcüklerin gizini çözmüş de sesini verecek yer bulamadığı için her şeyi gözbebeklerine toplamıştı sanki.
İncinmeyle anlamanın ebruli diliyle, dönüp gidiyormuş gibi bakıyordu insanın yüzüne.
Kaküllerine düşen çiğ tanelerini topladım sabaha karşı.
Doğan günden kırmızılar sürdüm yanağına.
Saçının telinden tırnağının ucuna dek öptüm incelikle.
Sonra alıp yalnızlığımı yanıma, biraz daha tutkun, biraz daha iyimser, döndüm yeniden bıraktığın boşluklara.
Kalkıp pencereden hayata bakacağım.
Alnından öptüğüm yerde ülkemsin, ağzından öptüğüm yerde kadınım, diyeceğim.
Bir gülüşünle çıkıp caddeleri dolduracağım.