Zaman şafağın kıyısında takılıp kalmıştı sanki. Önceki gece boyunca cesedin kaldığı yan odadan keskin bir formaldehit kokusu gelmeye devam ediyordu. Kesinlikle bahçenin kokusundan çok farklı bir kokuydu bu. Daha sancı veren, türlü çiçeklerin birbirine karışan kokusundan çok daha belirgin bir kokuydu. Bir kez koklandı mı daima cesetlerle ilişkilendirecek bir kokuydu.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
inatla yapışan hakikate isyan eden bir hayvanınki gibi kasılmasını unutamıyordu. İkizinin canından can kopuyormuşçasına kıvrandığı son anlarına tanık olmuştu. Tırnaklarını duvarlara geçirmeye çalıştığı ve canının son damlası kanı çekilen parmaklarının arasından kayıp gittiği sırada, kangren, böğrüne tatminsiz bir kadın gibi çullanmıştı.
vagonda kimsenin olmadığını ve erkek kardeşinin diğer bir kompartımanda, üstünde kadın elbiseleriyle bir aynanın önünde dikilmiş, elinde bir makasla sol gözünü çıkarmakta olduğunu gördü.
Her ne kadar bu rüya midesini bulandırsa da kan dolaşımını neden etkilediğini anlayamıyordu,
Aman ne güzel! Artık kimse benim korkağın teki olduğumu, omurgamı parçalamak için kendimi bir ağaca veya tavan kirişine asmayı beceremediğimi söyleyemeyecek. "Bizler otçuyuz, bizler ibneyiz!"