Önceleri bütün insanların kendisine benzediğini sandı, ama içindeki boşluktan bir arkadaşına sözedecek olduğunda yanlışını farketti ve o andan sonra başkalarından farklı olan kişinin, dış görünüşüyle herkese benzemesi gerektiğini anladı.
İçinde hiç kimse yoktu onun; yüzünün (o günlerin kötü portrelerinde bile başka hiç kimseye benzemeyen yüzünün) ve bol bol sarfettiği akla hayale sığmaz, fırtınalı sözcüklerin ardında yalnızca bir parça soğukluk ve başka hiç kimsenin görmediği bir düş vardı.
Romancımızın ardında bıraktığı gözle görülen eseri kısaca dizine sokmak hiç de zor değildir. Bu yüzden Madam Henri Bachelier’nin, Protestan eğilimi herkesçe bilinen bir günlük gazetenin acınası okurlarının kafalarına sokmak düşüncesizliğinde bulunduğu asılsız dizinde yaptığı çıkartma ve eklemeler bağışlanamaz niteliktedir.