1994-98 yılları arasında Şanlıurfa’da
töreler nedeniyle ailesi tarafından
öldürülen beş genç kızın öyküsü anlatıyor.
Köy meydanında indirilen kızların ikisi
Rabia ve Şemse traktörün altına atarak
ezdiriyorlar. Diğer iki kız ise Sevda ve
Hatice kent meydanlarında bıçaklarla
boğazlarını kesilerek katlediliyorlar, Gönül
daha küçük diye amcaları Fırat nehrine
bir otomobil içinde atmaya götürüyorlar,
amcaları otomobilin içinde Gönül’ün
eşarbıyla boğazını sıkıyorlar. -Gönül orda
diyor ki, “Niçin işkence yapıyorsunuz?
Beni silahla vurup öldürsenize,” Gönül
niçin ne hakla öldürülüceğini bir tarafa
bırakmış, kaderine razı olmuş. “Gönül
baygınlık geçirdikten sonra Fırat nehrine
atılıyor fakat Gönül yüzerek kıyıya çıkıyor,
Gönül akıllarımızda hala imam nikahıyla
zorla evlendirildiği akrabasından sevdiğine kaçan kız olarak kalıyor. Nehirden çıkan Gönül bu ağıdı yakıyor
Batman'ın köylerinden birinde kimsesiz olan bir genç daha küçükken ailesinden her kesi kaybeder ve bir süre köylülere çalışan ağaların toprağını süren genç köyün ağasının kızı Candaya aşık olur. Canda yakışıklı ve yiğit bu gencin ilgisine karşılıksız kalmaz aralarında uzun bir süre bu sevda devam eder. Çocuk ne yaparsa yapsın fakir ve kimsesiz olduğu için ağanın kızı kendine vermeyeceğini bilir ve ne yapsam diye düşüne durur. Bir süre sonra dağa çıkıp eşkiya olmaya kızın başlık parasını toplamaya ve şan şöhret kazanırsa ağanın ondan korkup kızını vereceğini düşünür. Dağa çıkıp eşkiyalık yapmaya başlayan genç üç yılını böyle geçirir. Arada bir köye gelip kendini gösteren ve Candayı gören Genç bu ayrılığa daha fazla dayanamaz ve Candaya gece seni köyün dışında bekleyeceğim der ve sözleşirler. Bu durumu öğrenen Candanın babası ağa Askeriyeye haber verir. Genç sabaha karşın ezan okuyuncaya kadar bekler ama Canda babasından dolayı evden çıkamaz. Canda’nın gelmeyeceğini zanneden genç tekrar dağa doğru yola çıkar. Köyden çok uzaklaşmadan silah sesleri duyulur genç ne oluyor diye köye yaklaşır. Candanın babasından kaçıp bir şekilde buluşma yerine geldiğini ve oracıkta sabaha karşın askeriye tarafından vurulup öldürüldüğünü görür ve başlar bu ağıtı yakmaya.
Rivayet odur ki; Kağızman'ın civar köylerinden birinde birbirlerini delice seven iki çiftten hanım hastalanır. Ateşler içerisinde yanan hasta sevgilisinden ekşili bir nar ister. O zamanların nakil vasıtası güçlüğünden dolayı Kağızman'dan nar yetişemeden sevgili ölüp gider. Bu genç sevgilinin ölümü etrafta büyük üzüntü uyandırınca şairlerden biri bir şiir yazar.
Severim batmaktan başka bir yaşam bilmeyenleri... Severim mahvolmak için yıldızların ötesinde bir neden aramayanları, yeryüzü gelecekte Üstinsana ait olsun diye kendilerini yeryüzüne kurban edenleri.