Sevtap

C veya N.
Burdaki insanlar için bir hiçsin. Aptallar dünyası için bir hiçsin. Ve sen bu hiçlikte var olmaya mı yoksa yok olmaya mı çalışıyorsun, bilmiyorsun hala. Uzunca bir süre evrenin ızdırap verici düşün dünyasından, gerçeklerinden sıkılıp absürdizim ve hedonizmin gölgesinde yaşadın. Fakat bunun da insana mutluluk getirmediğini fark ettin. Nihai son. Camus veya Nietzsche. Belki de bir taraf olmaya gerek yok. İkisinin de birleşimi olan bir sentez dünyasında yaşıyoruz, ve bu iki taraf arasında kurulu bu halkada dönüp durmak bizi sarhoş ve bitap düşürüyor. Nerede yığılıp baygın düşersen orada kalırsın. Bu sonsuzluk hanesinin ortadaki boğumunda.. o dört tarafa giden yol mu uçurum mu karar veremediğin kuytu köşede kalan.. kaç kişi var bu yeryüzünde? Nihai son. Gelip gitmekten vazgeçtim. Kamü ya da niçe ne fark eder? Ben de bu ters sekizin ortasındaki bir düşünürüm. Burada ne düşüneceğimi ise belki bir gün..düşünürüm. Yine de, nihai son. Her iki eliptik halka da aptallık artık benim için.
1000Kitap
Reklam
Öylesine
Kalbin neden kalbime karşı değil? Sevgi vardır, evet sevginin varlığı inkar edilemez. Ama karşılıklı sevgi, -hele- eşit oranda karşılıklı sevgi hiç yoktur. Nafile; bulamazsınız. Seven sevdiği vakit, sevilen yüzünü ona dönmez de bu ilişkide roller değişir, dengeler bozulur o ayrı. Doğru birdir. Aynı anda, aynı yerde, aynı derecede karşılık bulamazsınız sevginize. Hem ayrıca insanlığın bu bitmez tükenmez sevgi ihtiyacı da neyin nesidir? Nereden çıkmıştır, nereye doğru yol almaktadır? Sanki her şey karşılıklı aşk üzerine dönüyormuş gibi her yerde, her vakit bunu arzuluyor insan. Ve ardınsıra yaşanan hayal kırıklıkları kaplıyor hayatını. Elde edilen yalnızca budur, evet. Niçin bu konuda hissizleşmek imkansızdır, kişi rol yapıp durabilir belki fazlasını değil. Tanrı, sevgi konusundaki beceriksizliğimizle alay mı ediyordur yoksa üzülüyor mudur bu duruma, keşke bilebilseydim. Tanrım, eminim haberin vardır bu kelimelerimden, söyler misin bana lütfen; kalbi neden kalbime karşı değil? Bunca kalbi iş olsun diye mi yarattın yani?...
Hayat sürekli bir 'bitme' halidir. Bitişlerden oluş yaratır, çarkı diri tutmak için. Ne kadar bitiş'e sahipsen o kadar oluş'a hazırlan –tamamen bittiğini anladığın ana kadar. Bitiş > Oluş. ‘ Oluş > Bitiş ’ gerçeksizliğine sahip olmayı becerebilen var mıdır aranızda?
1000Kitap
Saçmalamalarım 2
Acı olan şu ki, artık hiçbir şey beni ağlatacak kadar etkileyemiyor. Bir sızı, sonrasında bir iz bırakıyor ama bunu atlatabilmem için akması gereken gözyaşlarımı harekete geçirmeye yetemiyor. Hissizlik sandığım şey bu noktada felaketim oluyor. Oysa böyle olmamalıydı, bir yerlerde bir şeyleri yanlış yaptım veya yanlışlara göz yumdu gönlüm; aklıma belli etmeden. Peki şimdi neredesin ey küçük dağları yaratan! Gönül sana oyun oynadı, körebe oldun; kör bir ebe. Gözlerin açıldı da, gönlümün gözü yok artık.
1000Kitap
Saçmalamalarım
-Neden öldüler? -Doğmuş olduklarından. Bir Paul Valéry kitabından. Öyleyse, düşünceye yansıyan bütün duygularımız çoktan ölmüştür bile. Ve kime, hangi yüzle bu duyguları aktarma, anlatma, gösterme girişiminde bulunabiliriz? Dahi, bundan mıdır ki, sıcak bir gülümseme eşliğinde dile gelen içten bir cümlenin barındırdığı bütün coşkulu duygulardan kaçıp, henüz bana armağan edilmemiş sevgiler -belki de acılar? - aramam? Hepsini daha doğdukları andan itibaren ölü saydığım için mi? Kalıcı olmayanın, aynı şekilde kalıcı olmayan varlığımla birleşmesini histerik bir dille reddedişim nedendir? Hem de bu; mutsuz, umutsuz, yaşaması gerekirken sürekli mutlu, umutlu, devinip duran insankişi neyin peşinde?
1000Kitap
Reklam