Duygu I, tehdide yanıt olarak kaç veya savaş tepkisi yaratan sinir sistemi boşalması, hormon üretimi ve bağışıklık sistemindeki değişiklikler gibi duygusal uyaranların tetiklediği fizyolojik değişiklikleri içerir. Bu yanıtlar, bilinçli kontrol altında değildir ve dışarıdan doğrudan gözlemlenmesi mümkün değildir.
Vücut bir stres yanıtı geliştiriyor fakat zihin, tehdidin farkında bile değil. Sıkıntıyı pek az fark etmemize veya hiç fark etmememize rağmen fizyolojik olarak stresli durumlara sokuyoruz kendimizi. Selye'nin işaret ettiği üzere, bugün insanların çoğunun yaşamındaki belirgin stres kaynakları -en azından sanayileşmiş dünyada- duygusal nitelik taşıyor.
"lçime atıyordum - hiç şüphesiz. Kavga edemezdim, zira o zaman karım 'Gördün mü bak, berbat bir evlilik bu,' derdi. Onunla girecegim her türlü çatışma, ilişkinin kötü gittigine dair bir gösterge sayılıyordu.
llk eşimle ilişkimiz çok inişli çıkışlıydı. Baglanmak istemiyordu bence. Asla müşterek bir yaşam kuramadık Onun adına da ben düşünmek zorundaydım. Gerçekten kafayı yiyordum,çünkü birlikte ne yapabilecegimizi bile ben düşünmek zorundaydım. Ne yapmak istedigini hiç söylemezdi. Her ikimizin de
sevecegi, birlikte seyredip mutlu olabilecegimiz bir film bulınarn gerekirdi."