Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Anne, neden?
Neden sevmek bu kadar zor ?
Neden bir sarılışın eksikliği
bir ömrün en derin yarası olabiliyor?
Küçüktüm,
adımı söylediğinde bile ısınırdı içim.
Sonra sustun.
Ben büyüdüm, ama o sessizlik büyümeye devam etti.
Anne,
ben seni hiç suçlamadım,
ama içimde hep suçsuz bir çocuk öldü.
Söylesene, hangi anne sessizliğiyle gömer çocuğunu?
Bazen aynaya bakıyorum,
gözlerim seninkine benziyor.
Ve korkuyorum —
ya ben de bir gün senin gibi olurum diye.
Beni korumadın, anne.
Ama en kötüsü, beni anlamadın.
Ben düştükçe, “kalk” dedin.
Oysa tek istediğim, “acıyor” diyebilmekti.
Yorgunum anne.
Sitem değil bu, sadece bir dua belki.
Çünkü sen hâlâ içimde bir yara gibi atıyorsun.
Ne tam ölebiliyorum,
ne seni affedebiliyorum.
Ben asla bir baba olmayacağım, baba.
Çünkü senin gibi olmayı istemedim,
ama kaçarken bile senin izindeymişim meğer.
Zırh ördüm kendime,
soğuktan değil, senden korunmak için.
Ve o zırh öyle kalınlaştı ki,
artık hiçbir sevgi sızamıyor içeri.
Bir çocuk ağlıyor içimde hâlâ,
adı ben.
Korkuyor, çünkü sesin hâlâ kulağında:
"Adam ol!" diyordun,
ben adam olamadım baba,
sadece sustum.
Sana benzemedim,
ama kendim de olamadım.
Aramızda kalan sessizlik,
bir mezar taşı gibi dikildi aramıza.
Ben sorunluydum, evet.
Çünkü senin suskunluğunu miras aldım,
kafayı yercesine düşünmeyi,
ve kimseye güvenmemeyi.
Şimdi biri adımı söylese,
kendimden bile korkuyorum.
Senin öğrettiğin gibi güçlü,
ama senin gibi sevgisizim.