Evler üç tipe ayrılıyordu: "süflî"(tek kat), "fevkânî"(iki kat) ve "mükellef" (geniş büyük). Her ev ayrı bir hane olarak vergi ve nüfus tahrirlerine işleniyordu. 16. yüzyılda İstanbul'a gelen Schweigger bu konutları çok kötü ve ucuz binalar olarak niteler. Yüksek tabakanın konutlarında bile kalitenin yükselmesi İstanbul'da 18. yüzyılda görülen bir olaydır. Dar sokaklar ve çıkmaz sokaklar Avrupa'da da Yeniçağların bir olayı idi. Semtlerdeki suyolu, çeşme, hamam, mescid gibi tesisler mahalleli tarafından korunup onartılırdı. Konut bölgesinin bitiminde surlara doğru, eski Kostantinopolis'deki gibi kışlalar ve askerî alanlar yer alıyordu(Davutpaşa Kışlası).