Cem Vardar

Cem Vardar

, şu anda okuyor
9/10
·%73 (475/648 syf.)·
Beğendi
Benjamin Graham
8.2/10 · 1.082 okunma
Reklam
Hisse seçimi
Öncelikle, çoğu yatırımcı için tek tek hisse senetlerini seçmenin gereksiz -önerilmez değilse de- olduğunu tekrarlamakta yarar var. Profesyonellerin çoğunun iyi hisse seçemedikleri gerçeği, amatörlerin çoğunun daha iyi seçtikleri anlamına gelmez. Hisse senedi seçen insanların çoğu o işte düşündükleri kadar iyi olmadıklarını öğrenirler; şanslı olanlar bunu erken farkederken, daha az şanslı olanların anlaması ise yıllar sürer. Yatırımcıların ancak küçük bir yüzdesi kendi hisse senetlerini seçmede başarılı olurlar...
Sayfa 439 - Epsilon yayınevi·Kitabı okuyor
Alıntı
Son Osmanlı aydınlarından Ali Emîri Efendi hayatını kitaba adayanlardandı. Hamidiye döneminde defterdarlık, maliye müfettişliği yapmış, Meşrutiyet'te emekliliğini istemişti. Memuriyetle gezdiği imparatorluğun dört bir köşesinden, kıymetli yazma ve basma kitaplar toplamıştı . Kitapların kıskançlıkla saklarmış ve genellikle sakladığı kitaplarına yeniden başvurmayacak kadar gizli bir belleği varmış. İttihatçıları sevmezdi ve çıkardığı Osmanlı Tarihi ve Edebiyat Mecmuası'nda; Genç Türk çevrelerinin tarihçisi sayılan, nefret ettiği Köprülü Fuad'ı fena hâlde hırpalardı. Edebiyat tarihi üzerine hâla başvurulan antoloji ve incelemeleri vardır, titizliğinden bazı eserlerini de basmamıştır. Dar gelirinin hemen tamamını kitaba verdi. Kaşgarlı Mahmud'un Divân-ı Lûgatit-Türk'ünü satın almak için aylarca zeytin ekmekle yaşadı. Sonunda bu değerli nüsha da dâhil, sayısı onsekiz bine ulaşan yazma ve basma kitaplarını Millet Kütüphanesi'ne bağışladı. 1924 Ocak ayında öldüğünde, cenazesinde İstanbul'un kitapçıları ve kitapseverlerinin hemen hepsi vardı. Cenaze alayı onun bağışlarıyla zenginleşen Millet Kütüphanesi'nin önünden geçerken, tabutunu beş dakika havada tutup son yolculuğuna uğurladılar...
Sayfa 225·Kitabı okudu
Ortaçağ Avrupası'nın aydını da bugünkülerin tersine kitaplığına ve fiş kutularına güvenen biri değildi. Ortaçağ bilgini;omnia mea mecum porta(her şeyimi yanımda taşırım) düsturuyla, yani hafızasındakiyle kent kent, üniversite üniversite gezen biriydi. Hâlen Orta ve Doğu Avrupa üniversitelerindeki gelenek; asistanlığa alınan bilim adamı adayının, işe kütüphane görevlisi olarak başlamasıdır. Hâfız-ı kütüb olmanın yararına inanılıyor ve Batı dünyasında bu tip aydınlara hâlen rastlanıyor. Örnegin, Vatikan'daki muazzam arşivlerin ve kütüphanelerin yöneticisi olan din adamları arasında böylelerine her zaman rastlanır, sınırsız leksikografi(kitap bilgisi) yanında, onlarca dil bilirler. Osmanlı aydınları önemli kitapları okumaz, âdeta ezberlerdi. Bugünün mütefeşfiş (her şeyi fişleyip saklayan) bilgini ile tam bir tezat...
Sayfa 224 - Kronik Yayınevi·Kitabı okudu
Eski kütüphanelerin tanınmış hâfız-ı kütübleri vardı. Hâfız-ı kütüb, aslında kitapları koruyanlara denir. Ama bunların bazıları kitapların içeriğini beyinlerinde koruyan adamlardı. Her kitabın ismini, konusunu bap bap (bölüm bölüm) bilirlerdi. Gerçi kütüphanelerin fihristleri vardı. Örneğin, Şehzade Camii yanındaki Damad İbrahim Paşa Kütüphanesi'nin 1152 adet kitabını içeren fihristi, 1862 yılında Kütüphane Müfettişi Abdurrahman Naci Bey tarafından basılmıştır. Tasnif bugünkünden farklıydı kuşkusuz. Mushaf-ı şerif, kütüb-ü semaviyye, Kur'ân, tefsir, hadis, fıkıh, fetva kitapları, ferâiz(miras),tasavvuf, kelâm vs. başlıklarıyla ayrım yapılır, sonra tarih, tıp, edebiyat kitapları gelirdi. Ama o kütüphanelerde ne bu fihristlere bakılır ne de bugünkü anlamda fişlikler bulunurdu. Hâfız-ı kütübe sorardınız, o her şeyi bilirdi. Eski toplum sözlü kültür ve hafıza eğitimine dayandırdı, insanlar bildiklerini yazıyla değil, ezberle saklardı ve okumaktan çok sohbetle bilgi aktarılırdı. Şiir gibi, düzyazının üslubu da ezbere müsaitti.
Sayfa 223 - Kronik Yayınevi·Kitabı okudu
Reklam