Herkes hayatında tamamlanması gereken bir ödevi beraberinde getiren bir iş veya misyonla karşı karşıyadır. Kimsenin yerine başkası geçemez ve kimse hayatını tekrar yaşayamaz. Bu yüzden de herkesin hem görevi hem de bunu yerine getirmek için olanakları özgündür.
Hayatta her durum, insana bir mücadele alanı ve çözülmesi gereken bir sorun sundukça hayatın anlamı değişebilir. Temel olarak insanın kendine, hayatının anlamının ne olduğunu sormak yerine, bu sorunun muhatabının kendisi olduğunu anlaması gerekir. Herkes hayat tarafından bir sorguya çekilir ve hayatı sadece kendi hayatıyla, kendi sorumluluğuyla cevaplayabilir. Logoterapi, insan varoluşunun özünü sorumluluk duygusunda bulur.
İnsanın Anlam Arayışı Psikiyatr Dr. Viktor E. Frankl’ın Nazi toplama kampında kaldığı süre boyunca yaşadığı ve gözlemlediği olaylar çerçevesinde kurduğu “logoterapi” serüvenini anlatıyor. Logo Yunanca “anlam” anlamına gelen logos kelimesinden geliyor. Frankl toplama kampı gibi bir insanın yaşayabileceği en büyük zorluklarda dahi intiharın eşiğinden dönüp yaşamını sürdürmesini sağlayan kavramın anlam olduğunu savunuyor. İnsanın hayatına verdiği anlam o hayatı sürdürmesini sağlıyor. Logoterapiye göre hayatın anlamını üç farklı yolla keşfedebiliriz: (1) Bir üretimde bulunarak veya bir iş yaparak, (2) bir şeyi deneyimleyerek veya birini severek (3) kaçınılmaz olan ıstıraba karşı aldığımız tavırla. Kitap boyunca da Nietzsche’nin “Yaşamak için bir nedeni olan insan her türlü nasıl’a katlanabilir” sözünü okuyucusuna sık sık hatırlatıyor. Kitabın her sayfası, noktasından virgülüne kadar her cümlesi çok değerliydi. Hayatta bizi mahveder sandığımız acılar belki de hayatımızın anlamı olur. Sonuçta yaşanan bunca acı boşuna mı? Frankl’ın da dediği gibi “Acı anlamla kavuştuğu an acı olmaktan çıkar.”.