Ölü bir kentin
meydanında durup
kırmızı ayakkabıları bağlıyorum...
Bana ait değiller,
Anneminler.
Ona da annesinden kalmış.
Bir aile yadigarı gibi elden ele geçmiş
ama yüz kızartıcı mektuplarmışçasına gizlenmişler de.
Ait oldukları evler ve sokaklar da gizlenmiş
tıpkı
bütün kadınlar gibi...
"Bir eylemin dünyayı sarsması şart değildir. Cesaret, yüreği izlemek demektir. Her gün büyük bir yürek isteyen eylemler yapan milyonlarca kadın vardır. Kuru bir toplumu yeniden biçimlendiren, sadece tek tek eylemler değil, bu eylemlerin sürdürülmesidir de."
"Kadınların garip olanı aşağılamasını; yeni ve olağandışı olandan kuşku duymasını; ateşli, coşkulu, yenilikçi olandan kaçınmasını; kişisel olanı kişisellikten arındırmasını yüreklendiren herhangi bir grup, toplum, kurum ya da örgüt, bir ölü kadınlar kültürü istemektedir."