Bak tüm ışıklarım yanık, tüm hücrelerim görünüyor kilometrelerce uzaktan. Şu nehir benim suyumdur. Bırak çağlasın içimde. Ben böyle kurumayayım sokağın yanı başında. İçim yüklü, tek başıma taşıyamam bunca yükü. Bunca garip sevgiyi, hüznü.
Yetişkin hayatını sanki bir parantez içindeymiş gibi sürekli bir durma noktasında yaşadı ve o an göğüs kafesinde kalbinin çarptığını hissettiği için içi garip bir coşkuyla doluyor; koşabildiğini, gücünün yettiğini ya da belki de hepsinden önemlisi bunu yapmak istediğini fark ediyor.