Kendisi doğduğu yerdeki ağaçların bir parçasıydı, emindi buna; oradaki çirkin, yıkık dökük evin de; hiç karşılaşmadığı insanların da bir parçasıydı, iyi tanıdığı insanların arasında bir pus gibi yayılmıştı, onlar da kendisini dallarının üzerine kaldırmışlardı, ağaçların da pusu öyle kaldırdığını görmüştü, ama hayatı da kendisi de öyle uzaklara yayılıyordu ki.