Onun ışık saçan zarafeti tüm duyularını etkisi altına alırken onu düşünmek tüm vücudunun arzuyla dolma sına neden oluyordu; ama en çok yaptıkları konuşmalar sırasındaki sesinin ahengini özlemişti. Bu onunla konuşurken zaman kavramını tümüyle kaybettiği bir kadındı, dakikalar saatlere ve kelimeler öpücüklere dönene kadar..
Üç gününü betondan bir tabutun içerisinde geçirmişti ve onu bu yeni bulduğu özgürlükten, ruhuyla gökyüzünün enginliği arasında bağ kurup ciğerlerini temiz havayla doldurma fırsatından vazgeçmeye zorlamak için buz gibi bir hava ve zifiri bir geceden fazlası gerekiyordu.
..arkalarında uzanan Gorgan Körfezi empresyonist bir tablodan farksızdı, hava, deniz kokuyor ve martıların melankolik çığlıkları denizin üzerinde yankılanıyordu. Tanıdık bir yermiş gibi gelmişti onlara. Thomas daha önce buraya hiç gelmemiş olsa da kendisini yabancı hissetmiyordu. Deniz kokan ve martıların çığlık larını duyduğu her yerde kendisini evinde hissederdi..