“Genç bir kızsan sana çizilmiş kadere uzun müddet direnemiyorsun. İçinde kırılacak eşya, hatta daha fenası sadece kendisine değil, çevresine de zarar verebilecek patlayıcı taşıyan bir paket gibi daima göz önünde tutuluyorsun. Ne olur ne olmaz diye, doğduğunda babana, varsa erkek kardeşlerine, hatta amcalarına, dayılarına, sonra da ilk fırsatta baş göz edilip kocana teslim ediliyorsun. “Bir an evvel evlen de yerini bil,” diyorlar sana. “Ne yani, yıllarca yersiz miydim ben? Doğduğum bu ev benim neyimdi?” diye düşünmeye başlıyorsun. Böyle böyle, hiçbir yerin sana ait olmadığını, olamayacağını anlıyorsun. “