"Tamam. Yorgunsun. Allah şahit, bilenler şahit, çok yorgunsun. Yaşanmakta olan bütün acılar gibi yaşanmış ve yaşanacak olan bütün acılarında kalbinin üzerine çöreklendiği zannetmekten yorgunsun. Böyle bir yükü bu kalp taşımaz, biliyorsun."
"Içimde çok büyük bir ağlamak var. Bir ağacın altına oturarak hem kendime, hem bütün insanlara hem börtü böceğe, kurda kuşa. Bin yıllık göz yaşıyla ağlamak istiyorum."
"Söylenecek söz bittiğinde başlar "âh". Yeryüzü kelimeleri açıyı ifadeye yeltenip de yersiz ve yetersiz kaldığında. Hesaplar artık bu dünyanın terazilerine sığmayıp bambaşka bir zamana ve mekana havale edildiğinde. Mum tahtaya, can boğaza bıçak kemiğe dayandığında..."