Nobel konuşmasında “Burada yaratıcılığa yer yok, burada gerçeği olduğu gibi aktarma, ‘edebiyatüstü’ olma zorunluluğu var,” diyor Aleksiyeviç.
Yaşanan acıları kurmaca ile anlatmanın bir tür günahkârlık olduğunu, çünkü yaşanılanların ağırlığını ifade edebilmek için ne resmî tarihyazımının ne de kurmacanın kendi başına yeterli olacağına dair bir bilinç ortaya koyuyor. Bunu ahlâkçı bir tutum olarak değil, gerçeğin ve onun öznelerinin hakkını verebilmek için yapıyor.
Boşuna olmadı diyor onlara; bu yaşananlar boşuna yaşanmadı; bu anlattığım sizin hikâyeniz ve bu hikâyeyi siz anlatıyorsunuz diyor. Yani görmezden gelinemez olanın bedelini ödüyor.
Gerçek trajediler yaşanmış hayatların hikâyelerini neredeyse o trajediye sebep olacak ya da suskun kalacak kadar tuzu kuru olanların ağzından değil, bizzat nadiren konuşma fırsatı verilen, kenarda köşede kalmış öznesinin sesinden anlatarak onu tarihin kurucu metninin bir parçası haline getiriyor.
birikimdergisi.com/guncel/10067/an...
İnsanları birbirine düşman eden şeyin sevgisizlik ve bundan kaynaklanan tahammülsüzlük olduğunu; bunun ancak sevgiyi öğreten iyi kalpli insanların evrensel ölçekli gayretiyle aşılabileceğini söylüyorlardı.