Abum Rabum muhteşemdi. Okurken sizi hiç sıkmıyor, aksine öyle içine çekiyor ki merakla okuyorsunuz.
Japonya’da asistan olarak görev yapan Keiko’nun okulun mezuniyet gününde yapacağı konuşma öncesinde, üzerinde ZEM yazan bir hançerle öldürülmesiyle başlıyor kitap. Japon polisinin olay yerini araştırırken bulduğu ipuçları ile İstanbul’a gelmesi, bir Zelot olan Zara’nın İstanbul’da bir müzede bulunan Sümer tabletine vermiş olduğu tahribat sonucu göz altına alınması ve olaylara CIA, MİT, İstanbul Emniyeti ve Selim Hoca’nın de müdahil olması sonucunda karmaşık olaylar ve amansız bir koşuşturma başlıyor.
Tokyo, İstanbul, Virginia, Kudüs, Vatikan, Philadelphia, Adıyaman, Urfa, Kahire, Şam, Ürdün hattında geçen ve Nemrut dağında son bulan bir hikaye.
Kitap bir hazine hikayesi üzerine kurulu. Kral Antiochos ölmeden önce hazinesini ve mezarını içine alacak, eşi benzeri olmayan bir anıt mezar yaptırmak ister. Bunun için Mimar Sin Ammar’ı görevlendirir. Dünyanın en güzel ve ihtişamlı mezarını yapan Sin Ammar, bu mezarın içine gizemli bilmeceler koyar. Her bilmeceden önce de krala Hz. İbrahim’in yedi ilkesini sayar. Beşinci bilmeceyi açıklamak için bir sonraki günü bekler ancak hırslarına yenik düşen Kral Antiochos, kimsenin bu mezar gibi bir mezara sahip olmamasını ister ve bu yüzden ünlü mimarı öldürür. Sin Ammar beşinci bilmeceyi söyleyemediği için mezar bir süre sonra yerle bir olmuştur ancak Grup Kardeşlik ve Zelot gibi gizli örgütler anıt mezardaki hazinenin peşine düşmüşlerdir...
Herkes Hz. ibrahim'in kutsal hazinesinin peşindedir, kitap bu amaç uğurunda kullanılan dinler, kişiler, yağmalanan ve kaçırılan tarihi eserler, sırların açığa çıkmaması için oynanan oyunları gözler önüne sererken, üç din İslamiyet, Hristiyanlık, Yahudilik ve Hz. İbrahim hakkında sayısız