Ayça Sıla Yılmaz

Burnunu çekerek ağlamaya başladı, sesi de titriyordu: "Bahçeyi çapalayıp bulaşıkları yıkayacaktım, böylece yardım edecektim çocuklara." Sustu bir an, sonra mekanik bir ses tonuyla yineledi aynı sözleri: "Kasabaya bir sirk gelirse ya da beyzbol oynanırsa ... gideriz hemen... 'şimdi boş ver işi der gideriz hemen. Kimseden izin istemeyiz. Hem domuzlarımız, hem de tavuklarımız olacak... kış geldi mi... yağmur yağdığında... içi dolu küçük sobamızın ... başında oturacağız. "
Sayfa 113·Kitabı okudu
Reklam
Düşün ki bütün gün burada oturup kitap okumak zorundasın. Hava kararana kadar at nalı oynayabilirsin tabii, ama sonra işte buraya gelip kitap okumaktan başka yapacak bir şeyin yok. Kitaplar işe yaramıyor. İnsanın yanında olacak birine ihtiyacı var." İnlemeyi andıran bir sesle devam etti: "İnsan yanında biri olmazsa delirir. Kim olduğu hiç önemli değildir, yeter ki yanında olsun." Ağlamaya başladı. "Sana bir şey diyeyim mi? İnsan çok uzun süre yalnız kaldı mı hastalanır, yalnızlıktan hastalanır."
Sayfa 87·Kitabı okudu
"Bunların hiç ama hiç önemi yoktur. Önemli olan konuşmaktır. Biriyle birlikte olmak. Önemli olan budur işte,"
Sayfa 85·Kitabı okudu
"O kadar çok gördüm ki ben bunu... Biri ötekine anlatıp durur, ötekinin duyup duymadığının ya da anlayıp anlamadığının hiçbir önemi yoktur. Konuşuyorlar ya da hiç konuşmadan karşılıklı oturuyorlardır ya, önemli olan budur işte. Karşıdakinin dinleyip dinlememesinin hiç ama hiç önemi yoktur."
Sayfa 85·Kitabı okudu
İnsanlarla arasına belli bir mesafe koyardı ve onlardan da bu mesafeye saygı göstermelerini beklerdi.
Reklam