Kitap ilk 102 sf toplama kampı anıları, sonraki 53 sf logoterapiyle ilgili bilgiler içeriyor, terapilerden kısa örnekler veriyor ama ben biraz sıkıldım. Yazarın yaşamına saygı duydum ama bu kitabın sıkıcı olduğu gerçeğini değiştirmiyor.
Kısaca bakacak olursak kitap insanın yaşamak için bir anlama ihtiyaç duyduğunu, bunun da üç yolla gerçekleşeceğini söylüyor: Sorumluluk ve amacının olması, bir kişi - bir varlık ya da bir deneyimi sevmek, ıstıraplara karşı kurban psikolojisine girmek yerine onları kabul etmek ve tutumunu değiştirmek.
Zaten yazar da toplama kampında umudunu kaybetmeme sebebinin kitabını tamamlamaya çalışması olduğunu, bu amacı sayesinde hayata tutunduğunu söylüyor.
Hayatta anlam bulmanın ikinci yolu; iyilik, hakikat veya güzellik gibi bir şeyi, doğayı veya kültürü veya en önemlisi başka bir insanı biricikliğiyle deneyimlemek, onu sevmektir.
Gerçekten ihtiyaç duyduğumuz şey hayata yönelik tutumumuzun değişmesidir. Kendimizin de bunu öğrenmesi ve dahası umutsuz insanlara hayattan ne beklediğimizin önemi olmadığını, önemli olanın hayatın bizden ne beklediği olduğunu öğretmemiz gerekir. Hayatın anlamını sorup durmak yerine kendimizi her gün ve her saat yaşam tarafından sınanan insanlar olarak düşünmemiz gerekir. Cevabımız sözle ve meditasyonla değil, doğru eylem ve doğru tavırla olmalıdır. Hayat, nihai olarak sorunlara doğru cevaplar bulmak ve her bireyin sürekli karşısına çıkardığı görevleri tamamlamaktır.