Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın.
Evin minik faresi, duvardaki çatlaktan bakarken,
Çiftçi ve eşinin bir paketi açtıklarını gördü.
Kendi kendine:
“İçinde hangi yiyecek var?” diye düşündü…
Bir süre sonra gördüğü paketin bir fare kapanı olduğunu anladığında yıkılmıştı.
“Evde bir fare kapanı var..!
Evde bir fare kapanı var..!” diye bağırarak,
Bahçeye fırladı.
Minik fareyi telaş içinde gören tavuk,
Umursamaz bir tavırla başını kaldırdı ve gıdaklayarak:
“Zavallı farecik… Bu senin problemin benim problemim değil. Bana bir zararı olmaz küçük bir kapanın” dedi.
Tavuktan beklediği desteği bulamayan mini farecik,
Bu defa da telaşla bahçedeki koyunun yanına koştu ve:
“Evde bir fare kapanı var…!,
Evde bir fare kapanı var…!” diye adeta çırpındı.
Koyun ise,
Anlayışla karşıladı ama:
“Çok üzgünüm fare kardeş, dua etmekten başka yapacak bir şeyim yok. Dualarımda olacağından emin ol” dedi.
Çaresizlik içinde oradan oraya koşan fare,
Bu defa ahırda bulunan ineğe koşarak:
“Evde bir fare kapanı var,
Evde bir fare kapanı var..!” dedi.
İnek:
“Bak fare kardeş, senin için gerçekten çok üzgünüm. Ama beni ilgilendirmiyor...!” dedi.
Sonunda farecik,
Başı önde umutsuz bir şekilde eve dönmüştü.
Çiftçinin fare tuzağı ile bir gün tek başına karşılaşmak zorunda olduğunu anlamıştı…
O gece evin içinde sanki ölüm sessizliği vardı…
Minik farecik,