İnsan, deyim yerindeyse kesintisiz bir karanlığın içinde el yordamıyla yolunu bulmaya çalışır ve ancak çok şanslıysa bazen bir ışık noktasının parıltısını görür. Ve yine insan, ancak yeteri kadar cesur ya da sebatlı yahut aptal ise veya en iyisi hepsine birlikte sahipse bizzat kendisi ardında bir işaret bırakır!
Herkesin bildiği gibi, beklemek her zaman en iyi seçenek, hatta zamanın çeşitli zorluklarının arasından hasar almadan sağ salim çıkabilmenin belki de tek yoluydu.
İnsan daha doğduğu andan itibaren, her geçen gün, artık kendini tanıyamaz hale gelene kadar kendinden bir parça uzaklaşıyordur. Bu gerçekten böyle olabilir mi?