"Bir ülkede suç varsa, o suçun ortağı sistemin kendisidir."
Jean-Jacques Rousseau
Dizilerde "racon" adı altında parlatılan caniler, oyunlarda birer sayıdan ibaret görülen canlar ve şiddeti karizmatik bir pelerin gibi çocukların omuzlarına giydiren bu kontrolsüz düzen artık acı meyvelerini veriyor. Kahramanmaraş’ta ve Urfa’da yaşananlar basit birer adli vaka değil; denetim mekanizmalarının boşluğundan sızan o sahte dünyanın, çocukların gerçekliğini yok etmesidir. Şiddet, ticari kaygılarla estetik bir ambalaj içinde sunuldukça ve bu çürümüş içerikler sistem tarafından filtrelenmedikçe; çocuklar hayatı bir senaryo, can almayı ise bir oyun sanmaya devam edecek. Kurgu bitti, gerçek hayat kan revan içinde! Caydırıcı denetimlerin yerini reyting hesapları aldığı sürece, bu karanlık tablo toplumun geleceğini yutmaya devam edecek.
Zaferler ve yenilgiler adı "Kader" olan bilinmez bir yasaya göre birbirini izlerler; kader felsefi olarak yoksun kaldığımızda, şu dünyadaki ya da herhangi bir yerdeki ikametimiz bize çözümsüz, maruz kalınacak bir lânet gibi saçma, ya da hak edilmemiş göründüğünde başvurduğumuz sözcüktür. Kader mağlupların terminolojisinin gözde sözcüğü...