Toplumun temel taşları, ahlak, adalet ve dürüstlüktür. Ancak günümüzde bu temel taşların aralarında sızan ahlaki değerleri yitiren bazı kavramlar oluşmuştur. Toplumu bir arada tutan ahlaki kavramların bu kavramların öne sürülmesiyle anlamını yitireceği endişesi giderek görünür hale gelmektedir. Modern yaşam diye dilden dile dolanan bireyselleşme dalgaları toplumsal sorumlulukları ve değerleri ayaklar altına alarak “ ben “ merkezli bir yaşam görüşünü yaşama empoze etmiştir.
İnsan ilişkilerini temeli olan ahlaki değerler artık gitgide silikleşmeye başlamış ve ileriki zamanlarda tamamen anlamını yitireceği endişesi olası tehdit olarak görülmüştür. Bu kavramlar yerine insani çıkarlar ve popülerlik arzusu oluştuğunu görmekteyiz.
Menfaat ve çıkar ilişkileri , insani duygularda tahribe yol açar ve ilişkilerde çatışmalara neden olur.
Bu durumun insanların yalnızlaşmasına ve toplum dayanışmasını zedeleyip zayıflamasına neden olmuştur.
Dayatılan bu kavramlar neticesinde insanlar arasındaki güven kavramının bağları zayıflar ve ilişkilerin tutunduğu bu kavramların yok olmasına neden olur.
İnsanların bir şeylere tahammülsüzlük seviyesi de bu değerlerin yitirilmesine neden olabilmektedir. Bu değerlere insanlığın mesafe koyuşu her zaman zararına olmuştur. Ivan illiçh ‘in de dediği gibi
“ modern yaşam insanı tahammülsüzleştiriyor. “
Mükemmel olma arzusu yanı sıra toplumda ötekileşme ve düzende kırılmalar meydana getirmektedir. Bireysel Sorumluluk yerine ahlakın önünde duran figürler toplumun yozlaşmasına neden olmakla birlikte bu değerlerin kaybedilme sürecini daha da hızlandırmaya neden olmaktadır.
Popülerlik arzusu, gücün varoluşunu ve gösterişin bireye başarı algısı yaratması ve bireyin bu durumu “daha fazla nasıl ön plana çıkarırım” düşüncesiyle zihnini meşgul etmesine sebebiyet