Samet Acar

Yine sana dair
Sende, ben, kutba giden bir geminin sergüzeştini, sende, ben, kumarbaz macerasını keşiflerin, sende uzaklığı, sende, ben, imkansızlığı seviyorum. Güneşli bir ormana dalar gibi dalmak gözlerine ve kan ter içinde, aç ve öfkeli, ve bir avcı istihasıyla etini dişlemek senin. Sende, ben, imkansızlığı seviyorum, fakat asla ümitsizliği değil... Nazım Hikmet Ran
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Anneciğim
Dr. Pienot, içinden: "Bir iki saatlik ömrü kaldı." diyordu. Gerçekten, hekimin tahmin ettiği üzere, bir saat sonra, hasta öyle müthiş bir fenalık geçirdi ki, yüreğini yerinden kopuyor sandı ve bir çocuk gibi haykırdı: "Anneciğim, anneciğim..." Fakat, hekim, bu sözler Türkçe olduğu için bir şey anlamadı.
Sayfa 328 - Doktor Hikmet·Kitabı okudu
Alıntı
Vah Hikmet'im
"Ah, doktor; ne kadar zaman, ne kadar zaman var ki, iyilik nedir, şefkat nedir unutmuşum. Burada kendimi adeta, babamın evine dönmüş ve çocukluk yatağıma girmiş sanıyorum."
Sayfa 322 - Doktor Pienot, Paris'te kimsesiz kalmış Doktor Hikmet'i son günlerinde evinde misafir ediyor.·Kitabı okudu
Alıntı
"Lakin, saadet denilen şeyin ne gibi küçük küçük teferruattan terekküp ettiğini (oluştuğunu) ve gene bir saadetin bir rüyadan ne kadar farksız olduğunu burada anlamıştı. Bir rüya veya bir hakikat!..
Sayfa 302 - Doktor Hikmet·Kitabı okudu
Alıntı
Huz mâ safa da mâ keder (sefayı al, kederi bırak)
Sayfa 295·Kitabı okudu
Alıntı