"Muvaffakiyet denilen şey, tayini güç bir sürü amillere (etkenlere) sebeplere ve hatta tesadüflere bağlıdır. Hususiyle, içinde yaşadığımız şu muasır cemiyetin çapraşık mekanizmasında, her ehliyetin kendine yol bulup aydınlığa çıkması için yüz türlü müsbet ve muvafık şeraitin bir araya toplanması lazım gelir, bir şans işi..."
Doktor Hikmet, içinden: "Öldüğüm vakit," diyordu, "benim gözkapaklarımı bu eller kapayacak! Ne kadar bahtiyarım! Bu yeryüzünde, benden bahtiyar bir insan daha var mı?"
"Siz bir meleksiniz, gökten inme bir meleksiniz;" dedi.
"Ooo... İstemem, hiç melek olmayı. Bilir misiniz; ben daima hoşuma giden şeyleri yapmasını severim. Bende nafile bir iyilik, bir hayırseverlik keşfetmeye çalışmayınız. Ben, haddi zatında egoistin biriyim. Fakat birine karşı kalbimde bir sempati, bir meyil hissettim mi, dünyanın en fedakar insanı olurum."