Bize söylenene uyarak, her daim söz dinleyerek karşımızdakini rahatlatmaya çalışırız. Ancak ilişkiyi güzel kılan ve diğerinin ihtiyaç duyduğu jendimizden verdiklerimşz değildir. Emek ve özveri birbirinden farklı kavramlardır. Emek vermek ürettiklerimizden vermektir. Bir ilişkiye emek vermek bizi tüketmez, tam tersi daha da zenginleşmemizi sağlar. Özveri ise kendinden vermek demektir. Kendimizden sürekli verdiğimizde en sonunda tükeniriz.
Sevdiklerimiz bizim bahçemizle değil, bahçemizde ürettiklerimizle ilgilenirler. Sevilmek için topraklarımızı verdiğimizde üretim yapamayız, ne kendimizi ne de sevdiklerimizi besleyebiliriz. Sevgi ve şefkat kendi bahçemizin mahsulleridir. Toprak yoksa ürün de yoktur. Hal böyle olunca, veremediğimiz için alamayız da. Elimizde ne var ne yoksa kaybetmemize neden olduğu ve şimdi bize hiçbir şey vermediği için içimizde diğerine karşı düşmanca duygular biriktirmeye başlarız.
Size, içimizden sıradan bir hayatı, olabildiğince sıradan cümlelerle, hiç parlatmadan anlattım. Sade, dürüst, insanca bir hayatın aslında en büyük başarı öyküsü olduğunu anladığınızda iş işten geçmiş olabilir çünkü.
Hayatın özeti bu harhalde; önce kaybettikleriniz sekiz saniyeye sığar, umutlarınız beş dakikaya; sonra umutlarınız sekiz saniyeye sığar, kaybettikleriniz beş dakikaya.