Sümeyye K.

"Öjenik eğilimler bir yana, sakat çocukların doğumuna izin verilmemesi, önemli bir ahlaki soruyu çıkarıyor karşımıza: Herkesin her ceninin eşit bir biçimde doğma'ya hakkı yok mudur? Daha zayıf insanları hayat hakkından mahrum bırakarak ortalama insan ömrünü uzatmak mı istiyoruz? Yalnızca "mükemmel" bebeklerin yaşamasına mı izin verilecektir? Ve en önemlisi, acaba ıslah projeleri peşinde koşanlar yanlış genleri mi izliyorlar? Vietnam Savaşı'nı çıkaranlar herhalde Down sendromlu kişiler değildi. Yeryüzü kaynaklarını tüketen ve kirletenler de herhalde zeka özürlü insanların bulunduğu bir kurumdan çıkmamıştı. Dünya genetik kusurlardan değil, ahlaki ve manevi kusurlardan muzdariptir. "
Sayfa 234·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Gezegenimize nasıl davranıyorsak kendimize de öyle davranmış oluyoruz, kendimize nasıl davranıyorsak da gezegenimize de öyle davranıyoruz. Tabiatı Allah'ın bir ayeti olarak görüp kutsal mı bileceğiz yoksa onu sadece biz insanlara hizmet etmekle görevli cansız ve ruhsuz olarak görüp yağmalayacak mıyız? Tabiatı kaynak temini için alabildiğine sömürülmesi gereken bir kaynak deposu olarak gördüğümüz ve iktisadi büyüme kayıtsız şartsız inandığımız sürece, gezegenimiz yok olmaya devam edecektir. "
Sayfa 166·Kitabı okudu
"İnsan ve tabiat arasında bozulan denge aslında insanla Tanrı arasında bozulan ahengin bir yansımasıdır. Tabiat böylece manevi anlamından sıyrılır, modern insanın hayatına fon teşkil eden anlamsız yapay bir arka plan durumunu indirgenir. Oysa yeryüzü bize emanet edilmiştir ve biz gezegenimizi tahrip etmek yerine, ona merhametle davranmak, onun muhafızı olmak ödevindeyiz. Bu da ancak adalet ve mizan (denge) ile mümkündür. "
Sayfa 165·Kitabı okudu
"Geçmiş çağlarda insana faydalı bir ömür sürdüğü hissini veren şey, komşularının ve dostlarının o kişi hakkında beslediği olumlu duygulardı. Modern şehrin koşturmaca ve rekabeti öne alan yapısı, insanların öz saygılarını devşirdirdikleri kaynakları da değiştirmektedir. İnsanlar saygı duyulmaktansa kıskanılmayı arzulamaktadırlar. Geçtiğimiz yıllarda izleyiciye sunulan bir reklam "komşuna fark atacaksın" diyordu. Burada şehir hayatının bilinçaltına okumak mümkündür. Komşular birlikte esenlik içinde yaşamak için değil yarışmak içindir. Ve onlar geçildiği ölçüde biz başarılıyız demektir. "
Sayfa 160·Kitabı okudu
"Kültürler arası psikiyatri çalışmaları ile tanınan bir psikiyatrın söylediği gibi, keyifsizlik ve mutsuzluk 3. Dünya metropollerinde öylesine yaygındır ki bunları psikiyatrik bir sınıflandırmaya tabi tutmanın anlamı yoktur. Sorun politiktir ve bu yüzden çareyi psikotrop İlaçlarda değil, politikada aramalıdır. "
Sayfa 156·Kitabı okudu