"... Hayır, imkânsız; insanın varlığının belli bir dönemindeki- onun hakikatini doğuran,ona anlam veren; içine işlemiş o algılanamaz özünü oluşturan- yaşam hissini aktarmak imkânsızdır. Buna olanak yok. Nasıl rüya görüyorsak öyle yaşarız, bir başımıza..."
Yolcu olmanın aylaklığı,hiçbir ortak noktam bulunmayan tüm bu adamlar arasında kapıldığım tecrit duygusu, yağlı ve durgun deniz, kıyının tekdüze kasveti beni maddenin hakikatinden uzaklaştırarak hüzünlü ve anlamsız hülyalara sürüklüyor, acılar içinde kıvrandırıyordu.