İnsanın kendini elinde tutması hiç kolay değil. Akıl, yabani bir at gibi oradan oraya koşturup duruyor. İşte ben şimdilerde, aklımı bir ahıra kapatmak yerine, onu korumaya almak için etrafına yüksek bir çit yaptırıyorum. Kapısına da köpekleri bağladımmı kimsenin yanıma yaklaşbileceğini ihtimal vermiyorum. Ben aklıma güveniyorum da çevresine pek güvenmiyorum Osman
Yalnız ben bu unutma işinde biraz fazla ileri gitmişim, beynimi unutmak için o kadar acımasızca eğitmişim ki, artık lazım gelen şeyleri de hatırlayamıyorum. Altında kaldığım taşların ağırlığını biliyorum da mevzu tam olarak neydi bir türlü çıkaramıyorum Osman.
Gitmekle kalmak arasında kalmış bir kadının hikâyesinde kendimi buldum.
Cümleleri o kadar anlaşılır ve gerçekti ki okurken birçok yerde durup düşündüm.
Bazı duyguların bu kadar sade anlatılıp bu kadar derin hissettirmesi gerçekten etkileyiciydi.
Bitince sadece hikâye değil, insan kendi hayatından da parçalar taşıyor içinde.