Ağlamak, uğradığımız felaketlere karşı vücudumuzda kalan son kuvvetin bir feryadıdır. Anlayamadığımız zamanlar, biz de o kuvvetin de mahvolduğu vakitlerdir ki, onun yerini alan dokunaklı bir sessizlik en şiddetli acıyla dökülen gözyaşlarından daha yürek sızlatıcıdır.
Şu gerçeği itiraf etmeliyiz ki bizler çoğunlukla en uzak yerde bulunan bir ailenin özel hayatını bildiğimiz halde oturduğumuz yerin bir saat ötesini bilmeyiz.
Romanın kahramanı Ahmet Cemil, şairlik hayalleri kuran, sanat ve edebiyatla ideal bir gelecek düşleyen genç bir adamdır. Hayatını güzellikler, sanat ve aşk üzerine inşa etmeyi umar. Onun için “mavi” hayalleri, umutları ve düşleri temsil eder.
Ancak hayat, düşündüğü kadar parlak değildir. Maddi sıkıntılar, toplumun beklentileri, arkadaş çevresi ve aile sorumlulukları Ahmet Cemil’in önüne engeller çıkarır. Aşkta ve sanatta umduğunu bulamaz. Zamanla, hayallerin yerini karanlık bir gerçeklik almaya başlar. Bu da “siyah”ı simgeler.
Roman boyunca Ahmet Cemil’in iç dünyasındaki çelişkiler, umutla hayal kırıklığı arasındaki mücadele işlenir. Sonunda hayallerini gerçekleştiremeyen bir bireyin, hayatın gerçeklerine teslim oluşu anlatılır.