Büyü mü bu? Kitapların her defasında farklı sözcükler fısıldaması yani. Her okuyuşunda farklı bir kelimeye takılmak, farklı bir duyguyu hissetmek. Nasıl böyle ilk defa okuyormuşum gibi okutabilir kendini bi' kitap? Lise yıllarımdaki ben, ne okumuş ne anlamış bu kitaptan? Ne kadar büyümüş, nasıl bir edebî zevk geliştirmişim kendime? Dünyanın en güzel bilmecesi değil de ne, yaşamadığın bir hayatı tekrar tekrar deneyimleme fırsatına sahip olmak ve bunu her yaptığında farklı bir insan olduğunu fark etmek. Bu hissi sonsuza kadar yaşamak istiyorum sanırım. Kitaba gelecek olursak, beni ilk okuyuşumdan daha dumur etti kesinlikle. Çok toymuşum, anlamanın kıyısına bile yaklaşamamışım. Edebî olarak yine çok severek okudum tabii, ama bu sefer sinir harbi geçirerek, Füsun'un kaş çatıp sustuğu şeyleri anlamak istemeyerek, anlayış göstermeyi reddederek, Kemal'den tiksinerek. Gel gör ki kitabın sonunda yine bütün yelkenlerim suya inmişti. Kalbimde yeri bambaşka bu kitabın, dizisinin çekilmesi de ayrı bir heyecanla okuttu. Sanat sepet diyerek kitaba sarılıp diziye yoğunlaşmaya gidiyorum. 💙