Muhammet VuralMuhammet VuralGülbeyaz
Yaklaşık bir buçuk ay önce okuyup bitirdiğim ve yazarına destek amaçlı paylaşımlarda bulunduğum "Gülbeyaz" için bir inceleme yapmasam olmazdı.
Kitapta beğendiğim yerler kadar beğenmediğim yerler de var ama yazarın ilk eseri olduğu için bunları gayet normal karşılıyorum.
Dilerseniz iyi yanlarından başlayalım
Kitabı okurken şahsen ben Gülbeyaz'a aşık oldum. Gülbeyaz diye biri var mı ya da sadece kurgusal bir karakterden ibaret mi bilinmez ama yazar öyle güzel anlatmış ki aşık olmamak elde değil. Örneğin 35. Sayfada "Oturmak geldi bugün içimden, Oturmak ve halime ağlamak. Birkaç haykırış koparıp sinemden, Közlenmiş ataşla dağlamak. Akan gözyaşlarımı toplayıp gözümden, Sana uzaktan da olsa bakmak geldi."
Ya da 17. Sayfada yazdığı şiirde
"Sevmeye davetiyeydi gül cemali Bir an olsun çıkmaz oldu hayali Çok sevmiştim kalbimdeki deliyi Leyla'sına vurgun Ahmed Arif misali."
Son bir örnek verecek olursak; 10. Sayfadaki
"İnce sesi kulağımdan çıkmayan
Gözlerime bir kez olsun bakmayan
Ona olan sevdamı anlamayan
Sevdiğimin adı var
Gül'le başlayan, Beyaz'la sonlanan."
Üç örnekte de gördüğümüz gibi yoğunlamasına işlenen bir tutku, bir aşk daha uçuk bir tabiriyle bir tapma var.
Genellikle şairler ilk şiirlerinde kafiyeyi ince elleyip sık dokurlar çünkü şiirin kulaktan önce göze gelmesi lazım. Çünkü hiçbir şair ilk şiirlerinde bir Nazım Hikmet özgürlüğünü yaşayamaz. Hatta Nazım Hikmet bile ilk şiirlerinde bu özgürlüğü yaşamamıştır ama Muhammet Vural -büyük çoğunluğu yine de kafiye olsa da- bu kafiyeye bağlı kalma anlayışının dışına çıkmıştır. Aslında biz burada şairin özgüvenli olduğunu anlıyoruz çünkü yeni ve hiç tanınmayan bir