Uzun bir yolculuk oldu. Karakterlerin kaderlerinin örgüleriyle bütünleşip ilmek ilmek kurguyu oluşturdum sanki okurken. Sanki bu dünyaca ünlü bir kitap değilmiş de sadece ben okumuşum ben bilmişim öyle bir değer veriyor okuruna.
Birden çok karakterin düşünce dünyasına girip çıkıyoruz. Hepsinin küçük de olsa bir kelebek etkisi var. Anlatılan hiçbir söz boşa değil, hepsi bir amaca hizmet ediyor.
İyilik kötülük, şeref, gurur, suçluluk, vicdan, doğruluk, hırs, tutku, aç gözlülük... Onlarca duygunun her biri piyanonun bir tuşu da sanki Dostoyevski çalıyor bu piyanoyu. İnsanı içine çeken bir melodi tutturuyor. Belki her bir tuş tek başına anlamsız ama birleşince bir hikaye oluşturuyorlar en nihayetinde.
Bu uzun hikayenin en çok son perdesi etkiledi beni. Sanki oradaki duyguları anlayabilmek için okumuşum ilk bin sayfayı. Ve iyi ki okumuşum tabii.