Kemal D.

Kıyamet Günü Şeytan Dahi Rahmetten Ümit Eder
Kıyamet günü Hz. Allah'ın Rahmeti'nin büyüklüğünden şeytan dahi ümit eder... Sahabe devrinde yaşamış veliler ve büyük Allah dostları bugünleri işaret ederek sürekli ümit verip korkutma ayetlerinden bahsetmeyen ulemayı zemmetmişler ve bunu halkı gaflete düşürüp ibadet ve amelden geri koyacağını ifade buyurarak korku ve ümidi aynı anda verilmesi gerekliliğini beyan etmişlerdir. Nebevi düstur da asrı saadetten beri bu hâl üzere devam etmiştir ki ahir zaman denilen bu küfür dönemine kadar. Bunu alimler şu güzel örnekle açıklar.Bir kişinin elinde tohum var ama o tohumu toprağa dikmeden Allah nasip ederse buradan şu ağaç çıkacak diyerek boş vehimlerle gayret olmadan birşey olmasını beklemesi.İnsan fıtratı da nefse uyup çabasız bir şekilde bu tohum örneği gibi ibadet ve itikat konularında gayret göstermeden bir sonuç beklemesi Allah'tan büyük makamlar dilemesine benzetiliyor.Ehli sünnet itikadı,sebebin asıl olmadığını idrak ederek sebebte olmadan boş yere bekleme diyor."Önce çalışmak dinin esası,sonra kabul olur mü'minin duası." Tevekkül dediğimiz kavram gayret gösterdikten sonra gerisini Hz.Allah'ın inayetine bırakıp kadere rıza göstermeyi gerektiriyor.İmamı Gazali Hz.'lerinin Ölüm ve Ötesi kısmından aldığım bu büyük müjdeyi alt paragrafa yazdım. Efendimiz s.a.v. şöyle buyurdu: Kıyamet günü şöyle bir nidâ duyulacaktır: “Ey Muhammed ümmeti! Ben kendi hakkımı size bağışladım. Ve sizin hakkınız biribirinizde kaldı. Hakkınızı biribirinize bağışlayın ve hepiniz Cennete girin!” Efendimiz s.a.v. yine şöyle bir açıklama yaptı: Benim ümmetimden bir kişiyi halkın ortasında hazır kılarlar. Doksan douz defter getirirler. Her bir defter büyük mü büyüktür. O defterlerin hepside o kişinin günahları yazılmıştır. Ona: Bu günahlardan hiç birisini inkâr edebilir misin? Melekler, bu
Din
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
İnsanların yüzde doksan dokuzu gaflettedir
Eğer bir kişi: Mademki biz kendimiz fiili işleyen değiliz, o halde o amelden, o işten doğan sevabı biz nasıl umut ederiz? Hiç kuşku yoktur ki, bize verilen sevap, şu işlediğimiz işlerden ötürüdür. Bu da kendi irade ve isteğimizle, kendi seçmemizle olmuştur! dese ona şu karşılığı veririz: — Gerçekten sen Hak Teâlâ’nın kudretinin yolusun. Sen hiç bir şey değilsin. Nitekim Allahü Teâlâ şöyle buyurur: “Sen o işi işlemedin, belki Allahü Teâlâ işledi.” (Enfal Sûresi: 17) Lâkin Cenab-ı Hak hareketi, ilimden, kudretten ve iradeden sonra yarattı, ama sen öyle sanırsın ki, senden dolayı doğan hareketi sen yarattın! Bunun sırrı çok incedir. Sen bunu idrâk edemezsin, anlayamazsın.Ama şimdiki halde sen kendini anlayışın yolunda müsamaha edilmiş tut. Şöyle farzet ki, amel senin kudretin ve ilminle mümkün değildir. Amelin anahtarı bu üçüdür. Üçü de Hak Teâlâ’nın armağanı, hediyesidir. Diyelim ki, sapasağlam bir hazine olsa, onun içinde birçok nîmet bulunsa, sen o zenginliği elde etmekten âciz olsan, o hâzineyi açmaya anahtarın olmasa, ama hazinedar sana onun anahtarını verse, oradan elini uzatıp ne dilersen alsan, bu ihsana mâlik olmayı haznedara mı yorarsın, yoksa elini uzatıp aldığına mı? Şunu bilirsin ki, anahtar vermenin yanında el uzatmanın o kadar kadri ve kıymeti yoktur. Belki kudret, sana anahtarı verendedir. Çünkü nîmet senin eline o anahtarla geçmiştir. Demek ki, senin kudretine sebep olan şeyler de ki bunlar amellerin vekilidir. Hak Teâlâ’nın vergisi, hediyesidir. Şaşılacak şey, Hak Teâlâ’nın fazlındadır. Çünkü sana tâat, ibâdet hâzinesinin anahtarını vermiştir. O kilidi açma yolunu bütün fâsıklara yasakladı. Ve günahkârlık anahtarını onlara verdi. İbâdet hâzinesinin kapısını onların üzerine bağladı. Onlardan bir cinayet ortaya konulmakla değil, kendi adaleti bunu böyle
Din
Ehli Sünnet Akaidi
Puan vermedi
Ahir zamanda,geçmiş Evliyaullah'ın şerrinden ve fitnesinden Allah'a yalvardıkları ahir zaman fitnesinde, İslam akaidini muhafaza edip iman üzere ölebilmek için Ehli Sünnet İtikadı üzere ölmek gerekir. "Bir fırka kurtuldu diğer 72'si ateştedir." Gecesini gündüzünü ibadetle geçiren,ilim noktasında üst seviyelere ulaşmış veli zatlar, gözyaşlarıyla son nefeste halim acaba ne olacak diye dert yanarken günümüzde kendi benliğinde bu acıyı,korkuyu yaşayan kaç kişi vardır ? Ehli Sünnet itikadı üzere olan Ömer Nesefi Hz.lerinin Şerhul Akaid eseri,zamanında alimler tarafından şerh edilmiştir.Sadettin Taftazani tarafından şerh edilen bu eserde senelerce Osmanlı medreselerinde ,kadıların,medrese hocalarının okuttuğu akaid kitabı olmuştur. Ne yazık ki günümüzde had bilmez insanlar,ezberlerinde binlerce hadisi şerifi ravileriyle beraber bilen,Kur'an-ı Kerime yüzünden mâna verip ictihad yapacak ledün ilmine sahip zatlara noksan akıl ve nefisleriyle dil uzatabiliyor. Bir hadisi şerifin sahih olabilmesi için ravilerin yani o hadisi bizlere aktaran kişilerin ahlaklarının,yalan söyleyip söylemediklerinin,haram yeyip yemediklerinin dahi dikkat edilerek didik didik herşeylerinin incelenerek günümüze kadar ulaştırıldığı sahih hadislere dil uzatma cüretkarlığını gösterebiliyorlar. İşte bu karışık asrın bilinmezliği,her kafadan bir sesin çıktığı,hayır benim dediğim doğru,hayır bu doğru,din güncellenmelidir... gibi daha buraya yazmakla bitmez birçok safsatanın dilden dile dolaştığı şu ahir zamanın belasını,Veliler efendimizin işaretleriyle bilmişler de şerrinden Allah'a sığınmışlar. "Öyle bir zaman gelecek ki imanı elde tutmak kor ateşi tutmak gibi olacak kişi tutsa eli yanacak bıraksa imanından olacak." Bu eserin aslı,daha asırlar evvel efendimizin mübarek sözleriyle fetihle
Din
Şerhul Akaid-i Nesefi Tercümesi Arapça Metin ve İzahatSadettin Taftazani · Yasin Yayınevi · 201199 okunma
Senin akıl gözünü sevda tozları kapamış Bu sevda,ömrünün tarlasını sam yeli gibi yakmış Gözündeki gaflet sürmesini temizle Çünkü yarın toprağın gözüne sen olacaksın sürme Neden Kurban Kesiyoruz ? Bu yazıdaki bilgilerin tamamı tefsirlerde geçer kişisel yorum içermez. Bir ibadeti bilinçle yapmakla bilinçsiz yapmak farklı şeylerdir. Bu aynı, imanın; suri ve hakiki olarak ikiye ayrılması gibidir. Hz. Allah'a vasıl olabilmek için beşeriyetin kalbinden atması gereken 3 perde var.Bu 3 perdeyi Hz.İbrahim'in yaşadığı olaylarla birlikte inceleyerek bakalım ve kurbanı neden kesiyoruz daha iyi anlayalım. 1.Perde Servet 2.Perde Can 3.Perde Vücut Melekler Hz. İbrahime gelerek selam verdiler ve evlat ile müjdelediler.Gelen melekler insan suretinde geldikleri için eşi ile beraber bir sofra hazırladılar ve önlerine koydular.Buyrun ! Melek oldukları için ellerini hiçbirşeye uzatmıyorlar.Onlar ellerini uzatmayınca Hz. İbrahim üzülerek müteessir oluyor. Ya İbrahim üzülme biz insan değiliz böyle şeyler yemekten münezzehiz.Allah sana bir evlat verecek onu müjdelemeye geldik.Ayrıca senin teallükatından olan ve kötü fiil işleyen nasihat dinlemeyen Lut kavmini helak etmeye geldik.Sana bunu müjdeledikten sonra o kavmi helak etmeye gideceğiz.Fe beşşernahe bi ishak.Şimdi sana ishakı müjdelemeye geldik.Sare validemizin evladı İshak A.s., İsmail A.s. da Hacer validemizin evladı. Bu hadiseler yaşanmadan önce İbrahim A.s. bir fakir ile yolda karşılaşıyor.Bu fakirde Hz. Allah'ın müsadesiyle İbrahim A.s.'ı imtihana tutan bir melek. Hz. İbrahim'in hayvanları olduğu için fakir bir insan kılığında olan melek ben fakir bir adamım bana vereceğin mal var mı buyurarak Hz. İbrahim'e soruyor.Hz. İbrahim'de vereceğini buyurarak ama bir şartım var sen benim rabbimi bir kez zikret sana malımdan vereceğim
Din