Hem depresyonu yaratan şeydi hem de korkuyla umutsuzluk arasındaki ayrımdı bu. Korku, bir mahzene girerken kapının kapanıvereceğini düşünerek endişelenmekti. Umutsuzluk ise o kapının kapanıp üstüne bir de kilitlenmesi demekti.
Yalnızca algılayabildiğimiz kadarını biliriz. Deneyimlediğimiz her şey, en nihayetinde, algılayabildiklerimizden ibarettir. Neye baktığın değil, ne gördüğün önemlidir.
Mesela sen büyüyünce araba tamircisi olmak istiyorsundur ama onlar sana inatla "aa hiç olur mu sen doktor olacaksın" derler ve sen onlara inanırsın. Sonra da yolda arabanız bozulur ve "yakınlarda neden hiç araba tamircisi yok?" Diye sinirlenirsiniz. Yani kimse çocuğunun araba tamircisi olmasını istemezse, araban bozulduğunda da tamirciyi bulamazsın!