Hayat, babasının istediğinden çok daha fazla burnunu sürtmüş, ona hak etmediği kadar ağır bir ders vermişti.
Peki Aziz Bey bu dersi aldı mı?
Hayır... Aziz Bey de birçokları gibi hayatla inatlaşmayı, didişmeyi tercih etti.
Güneşten ağır ağır gölgeye geçilir gibi, pek de anlamadan akşam olur gibi, ışıklı, neşeli bir yüzden kederlere geçti Aziz Bey. Kederli bir mazisi oldu. Burnu havada, başı dikti hep. Başka türlü yaşamayı beceremediyse de, o gece, Haliç’in kirli sularına bakarken anladı ki, aslında hep öyle sanmış. Oysa şiddetle yanılmış. Ve yine anladı ki, hayatı zaten tümüyle bir yanılgıymış.
hırsızlık yapmak elbette yanlıştır, ama hapse tıkılanlar da her zaman benim gibi küçük hırsızlardır. Büyük hırsızlar, halktan milyonlar çalanlar, hiç bir zaman hapse girmezler. Onların resimleri gazetelerde basılır, sık sık kralı, başbakanı görmeye giderler."