1000Kitap Logosu
Başarısız Hipotez
TAKİP ET
Başarısız Hipotez
@Socioanthropologist
Öğrenci
242 okur puanı
28 May 2018 tarihinde katıldı
Tanıdığın kimse takip etmiyor
Ortak okuduğunuz kitap bulunmuyor
Başarısız Hipotez
tekrar paylaştı.
İbn Sina, bir insanın sevdalı olup olmadığını anlamak için daha önce Galen'in önerdiği şaşmaz bir yöntemi salık veriyordu: Hastanın bileğini tutun ve karşı cinsten birçok ad sayın; sonunda hangi adın nabzı hızlandırdığını bulursunuz. (...) Ne yazık ki İbn Sina, ilaç olarak iki sevgiliyi evlilik bağıyla birleştirmeyi öneriyordu; o zaman hastalık geçiyordu.
Başarısız Hipotez
tekrar paylaştı.
İnsan tüm örgütlü davranışları içinde doğal donanımı için her zaman dış öğelerin etkisine uğramıştır. İnsanın psikolojik açıdan örgütlenmesi duygulara dayanır, diğer bir deyişle doğal eğilimlere değil, yavaş yavaş oluşan komplekslerin tutumuna dayanır. Teknik açıdan insanın katılımları her zaman yapay ürünlere bağlıdır: Araçlar, aygıtlar, silahlar, gereçlerin icadı, bunlar insanın doğal ve anatomik yapısını aşar. İnsanın toplumsallaşabilir olması politik, hukuksal ve kültürel işlevlerin her zaman karışımı ve uyuşmasıdır. İnsanları ortaklık kurmaya, birleşmeye iten ne onların heyecan tepkilerinin benzerliği, ne aynı uyarıcılara gösterdikleri tepkilerinin benzerliğidir, yalnızca yapay var olma koşullarının etkisi altında edinilmiş bir alışkanlıktır.
Başarısız Hipotez
tekrar paylaştı.
Evli olmayan bir genç kadının gebe kalması ve çocuk yapması her zaman uygunsuz karşılanmıştır. Bu denemede tanımını yaptığımız çok serbest Melanezya toplumunda bile, yürürlükteki düşünce böyledir. Yeterince bilgi sahibi olduğumuz tüm toplumlar için de benzer şeyler söylenebilir. Antropolojik çalışmalar, evlilik dışı doğan çocukların, yasal çocuklarla aynı toplumsal davranışlardan yararlandığı ve aynı toplumsal yeri aldığı bir tek toplum göstermiyorlar.
Başarısız Hipotez
tekrar paylaştı.
Melanezyalı çocuklarda ilgilendiğim bu evre, bizim çocuklarda gizil döneme denk düşmektedir; bu evre, küçük kız ve oğlanların birlikte oynadığı, bir çeşit gençlik cumhuriyeti oluşturduğu bağımsız çocukluk dönemidir. Çocuklar çok erken yaşta ya birbirleriyle, ya daha büyük arkadaşlarıyla cinsel uygulamaya adım atarlar. Çocukların bu yaşta gerçek bir cinsel uygulama yeteneğinde olmadıklarını söylemeye gerek yok, ama büyükleri onları hoşlarına gidecek her oyunu oynamaları için serbest bırakır; hiç gizlenmeden meraklarını ve doğrudan doğruya cinsel heyecanlarını doyururlar. Ama her şeyden önce, çocuklar kendi aşk işlerinde, kendi başlarına bırakılırlar. Büyükler onlara hiç karışmadığı gibi, bir kadının ya da erkeğin çocuklara sapık bir ilgi duyduğu da pek seyrektir. Çocuklara cinsel saldırı bilinmiyor; çocuklarla cinsel oyunlara kendini veren bir yetişkin, gülünç duruma düşer ve yalnız iğrenme duygusu uyandırır.
Atalar dönemine ait eski öyküleri, şu ya da bu vesileyle ağızdan ağza ciddi ciddi anlatanların ve dileyenlerin aslında bunları kendi arzularına göre aktardıkları çoktan beri bilinmektedir. Ayrıca, Freudien okulun ileri sürdüğüne göre, bastırılmış arzular kendi doyumlarını folklorda, halk masallarında ve efsanelerde bulmaktadır; bunlara atasözleri, oyunlar, özdeyişler ve kimi tipik küfürler de katılabilir.
Başarısız Hipotez
tekrar paylaştı.
Önsel düşüncelerden kurtulma çabasının sosyolojide özellikle zor olmasının nedeni , duyguların çoğu zaman işin içine girmesidir. Gerçekten de bizler politik veya dinsel inançlarımız ve ahlaki tutumlarımız karşısında çok hassas davranırız ; fiziksel dünyaya ait şeyler hakkında bu kadar hassas olmayız ; sonuç olarak , bu duygusal nitelik inançlarımızı ve tutumlarımızı kavrama ve açıklama biçimimizi etkiler. Bunlara dair edindiğimiz düşünceler , tıpkı onlara yönelik nesneler gibi , bizim için çok değerlidir ve böylece herhangi bir çelişkiyi kaldıramayacak kadar güçlü bir otorite kazanırlar. Bunlara zarar veren her türlü düşünce düşmanlıkla karşılanır. Sözgelimi , vatanseverlik ya da bireysel saygınlık hakkında benimsediğimiz düşüncelerle örtüşmeyen bir düşünce söz konusu olduğunda, o düşüncenin dayandığı kanıtlar ne olursa olsun derhal reddedilir. Böyle bir düşüncenin doğru olabileceği kabul edilemez ; o düşünce hükümsüz ilan edilir ve duygularımız , kendini haklı çıkarma konusunda , kesin olduğuna inandığımız nedenler bulmakta hiç zorluk çekmez. Düşüncelerimiz bilimsel bir sınamayı bile kabul etmeyecek kadar güçlü ve etkili olabilirler.
1
...
455 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.