Toplum, doğası gereği hepimizi "ortalama" tipolojisine çekmeye çalışır. Sosyal hiyerarşinin basamaklarında; toplumsal beklentileri körü körüne reddetmek yerine, onları eleştirel bir süzgeçten geçiren ve kendi değerlerini bu yapı içinde inşa eden aktif failler yer alır. Karşısında ise, sadece dışlanma korkusuyla kendi özgün renginden feragat eden ve kolektif rüzgarlarla savrulan reaktif karakterler bulunur.
Nihayetinde mesele toplumdan kopmak değil; toplumun o gürültülü korosunda kendi sesini müstakil bir anlam birimi olarak koruyabilmektir. Başkalarının çizdiği sınırları birer erdem sanıp içinde kaybolmaktansa, o yapısal sınırların farkında olup kendi rotanı inşa etmek gerçek bir entelektüel sermayedir. Statüler geçicidir; ancak toplumsal baskı karşısında koruduğun o iradi özerklik, senin bu hayattaki en asil imzan olarak kalır.