Seksenlerin sonundan sonra kendini tekrar eden kavramların uzlaşılmaz kopukluğundan başladık, 'Sanat'ın araçsallaştırılması'na variyor tüm duyulanlar, görmek için göz gerek,
araçsallaştırılmamalı mı diyorsun, ama herkes özgür, istediğini yapmakta özgür, 'Ama bu yığınlar anlamına gelir, çokluk, çokluğu tüketememek, istiap haddinin dolup taşması, ürün çokluğunda yetersiz tüketen olduğunda, durgun suyun içten kimyası gibi, devasa bir çürümeden bahsediyoruz o zaman, "Neyin değerli olup neyin olmadığına nasıl karar vermeliyiz sence', herkesin kendi değerler sistemi, iyi bir kitap seçebilmek için bile önceden iyi kitaplar okumuş olma paradoksundan çıkamadım, 'Hayır buna katılmıyorum, artık okuyucu ya da seyirci için görmek yetmez, deneyimleyen olmak istediği neredeyse bir izafi bağıntılı anlardan oluşan bir algının içinde yaşıyoruz', haklısın, enstalasyonun keyfine varan bilir hadi öyleyse buluşup şu anı yudumlayalım.