Hasan

Hasan
@Socratbey
izmir
14 okur puanı
Mayıs 2021 tarihinde katıldı
akşam olur mapushane kilitlenir kimi kağıt oynar, kimi bitlenir kiminin temyizden kağıdı gelir düştüm bir ormana yol belli değil yatarım yatarım gün belli değil. mapushane içinde üç ağaç incir kollarım kelepçe boynumda zincir zincir sallandıkça her yanım sancır düştüm bir ormana yol belli değil yatarım yatarım gün belli değil.
Reklam
Apansız uyanırsan gecenin bir yerinde Gözlerin uzun uzun karanlığa dalarsa Bir sıcaklık duyarsan üşüyen ellerinde Ve saatler gecikmiş zamanları çalarsa Bil ki seni düşünüyorum Bir vapur yanaşırsa rıhtımına bin,açıl Örtün karanlıkları masmavi denizlerde Ve dinle kalbimi bak nasıl çarpıyor nasıl O bütün özlemlerin koyulaştığı yerde Bil ki seni bekliyorum Bir sabah gün doğarken aç perdelerini,bak Sevinçle balkonuna konuyorsa martılar Kendini tadılmamış derin bir hazza bırak Dökülsün dudağından en umutlu şarkılar Bil ki seni istiyorum Gecelerden bir gece uyanırsın apansız Uzaklarda elemli,garip bir kuş öterse Bir ceylan ağlıyorsa dağlarda yapayalnız Ve bir gün kabrimde bir sarı çiçek biterse Bil ki seni seviyorum Ümit Yaşar OĞUZCAN
Dönülmez akşamın ufkundayız.Vakit çok geç; Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç! Cihana bir daha gelmek hayal edilse bile, Avunmak istemeyiz öyle bir teselliyle. Geniş kanatları boşlukta simsiyah açılan Ve arkasında güneş doğmayan büyük kapıdan Geçince başlayacak bitmeyen sükunlu gece. Guruba karşı bu son bahçelerde, keyfince, Ya şevk içinde harab ol, ya aşk içinde gönül! Ya lale açmalıdır göğsümüzde yahud gül.
Her insan kendisini diğer insanlardan daha çok sevdiği halde neden kendi fikrine diğer insanlarınkinden daha az önem verir ?
Duyarlılıkları büyük içsel yankılanmalar uyandırarak daima birlikte titreşen ve asabi mizaçları nesnelerin temel ilkeleriyle sürekli uyum içinde olan, keder ve haz karşısında ayrıcalıklara sahip bulunan o nadide varlıklar grubuna ait değil miyiz? Onları her şeyin uyumsuzluk içinde olduğu bir ortama koyduğunuzda, bu kişiler korkunç acılar çeker, ama buna koşut olarak kendilerine sempatik gelen düşüncelerle, duyumlarla ya da varlıklarla karşılaştığında hazları coşkunun doruklarına yükselir. Ama bizim için, felaketlerin, sadece aynı hastalıkla zedelenmiş ve birbirlerine çok benzeyen kavrayışların karşı karşıya geldiği ruhlarcs bilinen üçüncü bir yaşam alanı daha vardır. Bazen ne iyilikten ne de kötülükten etkileniriz; o zaman içimizdeki boşlukta harekete geçen dokunaklı bir org, hiçliğin yararsızlığına karşı isyan eden bir ruhun korkunç çelişkisini andırırcasına, nedensiz yere duygulanır, bir ezgi üretmeden ses çıkarır, sessizlikte yitip giden vurgular savurur! Gücümüzün, tıpkı bilinmeyen bir yaradan kanın boşalması gibi, tamamıyla tükendiği bezdirici oyunlar. Duyarlılık seller gibi akar, bunu günah çıkarma bölmesinin kulaklarının duymadığı korkunç çökkünlükler, betimlenemez melankoli izler. Ortak kaderimizi izah edebildim mi?