Sukeyna

Benim ruhum, bayramlık yerine asılmış pembe elbisesiyle, uçuş uçuş saçlarıyla ilk defa çiçek gören bir kız çocuğuydu. Gördüğü her güzelliği, elinde topladığı çiçekleri insanlara dağıtarak mutlu etmeye çalışan, tatlı yürekli, kocaman bir kalbe sahip o kız çocuğu bendim. Verdiğim çiçeklerin insanları mutlu ettiğini düşünüyor, kendi kendime o mutluluğu kutsuyordum. Ama o çiçekleri verdiğim insanların, içleri kötülükle dolu, memnuniyetsiz ve kirli niyetli olduklarını hiç anlayamamıştım. Arkamdan konuşacaklarını, yüzüme gülerken kalbimle oynayıp sonra da “Zaten değersizdi” deyip bir köşeye atacaklarını bilmiyordum. Oysa topladığım o ‘çiçek’, sadece güzel kokulu bir bitki değil, bin bir faydası olan bir hazineymiş. Ben de bilmiyordum. Kıymet, hak edene verilmeliymiş. Ama ben, o güzel ruhumu, kirli ellerde harap ettim. Ve olan yine bana oldu… Herkes gitti. Ben, kendimle baş başa kaldım. Onların zehirli sözleriyle kendi kalbimi zehirledim. Elimde çiçekler, üzerimde pembe elbisemle, karanlık bir kulvarda gözlerimi açtım. Ve şimdi… orada öylece duruyorum. Bir gün buradan çıkacağım ümidiyle.
Reklam
Kadın ve Çiçek Son zamanlarda, kadın ile çiçek arasındaki derin bağı çok daha net görebiliyorum. Belki de çiçekleri görünce mutlu olmamızın sebebi budur: Tıpkı kadınlar gibi, çiçekler de narindir; sadece güzelliğini fark edebilenlerin kıymetini anlayabileceği zarif bir yapıya sahiptirler. Bazen en saklı köşelerde, bazen ise dikenli ve harabe yerlerde açarlar. Onlarla ancak gerçekten ilgilenen, kokusunu duymayı bilen, zaman ayıran insanlar bağ kurabilir. Çiçeklere bakan biri, yalnızca bir bitki değil, adeta bir sanat eseri görür. Kadındaki güzellik ve zerafet gibi… Zarafet ve güzellik, Allah’ın kadınlara verdiği bir lütuftur. Ancak bakmayı bilenler bu güzelliği görebilir. Üzerine basıldığında çiçek nasıl solar, incinir, hastalanırsa; kadın da incinir. Ve ikisinin de ortak bir gerçeği vardır: Onları iyileştirebilen en güçlü şey sevgidir. Tıpkı güneşin çiçeği diriltmesi gibi… Sevgi de kadını diriltir. Ve her ikisi de emek ister. Nerede bir kadın görsem, çiçekleri sevdiğini ve onlara bakmayı bildiğini fark ederim bu çiçekler; çiçekleri bakmayı bilen kıymetli insanlara gelsin. Sevgiyle kalın…
Demek özlemek böyle bir şeymiş; büyüdükçe koşmak zorunda kaldığın o yolda bir anda bir ses, bir hatıra, bir gülücük seni alıp o eskimiş hatıraların içine fırlatıp atıyor ve sen de tekrar tekrar o acıyı yaşıyor ve yanıyormuşsun. Yüzü, gülüşü beyninin içinde öyle sapasağlam dururken o’nun olmaması ve bir daha gelmeyeceği, görülmeyeceği gerçeği insanı paramparça edebilirmiş. İnsan bu dünyadan geçerken o koşuşturmanın neresinde hatırlanmak istiyorsa öyle yaşamalı; bunu da çok iyi anladım. İyi ki vardın ve iyi ki seni en güzel hatıralarla hatırlıyorum en kıymetlim… Rabbim seninle cennetinde buluştursun. Amin ❤️
Allah hepimize Fatiha’yı yaşamayı nasip etsin.