Aşırılıklarla haşır neşir olunca, bulunduğunuz noktadan sadece öteki ucu görebilirsiniz. Gençlik zorluklardan geçme sürecidir ama aslında hayatın geri kalanıda bir mücadeledir. Ama zamanla, tecrübe kazandıkça, olaylara daha uçlardan bakmamayı öğrenirsiniz; bir orta noktanın olduğunu da. (Ben o orta noktayı ne zaman bulacağım acaba?) Ve yaş aldıkça, "ödün vermek" gibi, ilk bakışta korkakça görünen tutumları da anlayabilirsiniz. Ama en önemlisi, size neyin iyi geldiğini bulmaktır. Şu an düşünce yapınız hâlâ “şunu yapmalıyım", "şöyle davranmalıyım" çerçevesinde. Ama zamanla, "Bu tarafı da anlıyorum, zıttını da... ama ben en çok şöyle davranırken rahat ediyorum," demeye başlayabilirsiniz.
Geçmişteki ben artık bugünkü ben değilim ama geçmişteki kötü hâlim hâlâ bana, "Asıl sen oydun!" diye fısıldıyor. Bu da beni duygularını kontrol edemeyip patlayan insanlara imrendiriyor.Öfkeden deliye dönen insanlara sempati duyuyorum ve o hâl bana ulaşılması gereken bir idealmiş gibi geliyor. Oysa çoğu insan için bunun tam tersi geçerlidir herhalde...
Biliyorsunuz, çok uçlarda yaşarım. Birini sevmeyecek gibi olursam, "Ne tuhaf biri," demem; direkt, "Bütün insanlardan nefret ediyorum!" noktasına geçerim. O gece boyunca ağladım, "İnsanlardan nefret ediyorum, kimseyle görüşmek istemiyorum," dedim. Köpeklerime sarıldım, "Artık hiçbir yere gitmeyeceğim," diyerek uyuyakaldım.