Bir fikir insanı bir kez ele geçirmeye görsün, düşüncelerinin ve duygularının son hücrelerine kadar egemen olur ve içinde durdurulamaz bir ateş yaratır. Yaşayan bir fikir asla ölümlü bir insanla birlikte yaşayıp onunla birlikte yok olup gitmez; kendine bir yer, bir dünya ve özgürlük ister. Bu nedenle de düşünen herkes için hayatının fikrinin şişmiş parmaktaki kıymık gibi, ana rahmindeki çocuk gibi, kabuğundaki meyve gibi, içeriden dışarıya taşıyacağı bir an gelir.
Devletin ya da sistemin inanç özgürlüğünün zorbalıkla bastırdığı her yerde vicdanın gasp edilmesine boyun eğmeyen kişiler için her zaman sadece üç yol vardır: Devlet terörüyle açıktan mücadele etmek ve bir cefakeş, bir şehit olma durumunu kabullenmek; Veyahut insan hem kendi özgürlüğünü hem de hayatını korumak üzere görünürde boyun eğip kendi kanaatini kendine saklayabilir. Üçüncü yol olarak göç etmek kalır: içindeki özgürlüğü zulüm gördüğü ve aşağılandığı ülkeden selametle rahat bir nefes alabileceği başka topraklara taşımak.