Fatih Süleyman Solak

Fatih Süleyman Solak
@Solomonss
İşte bu kadar sıkıntı yaratıyorlardı birbirine. Birinin aldığı her nefes ötekine bir tehdit, bir meydan okumaydı. Sevginin asla başaramayacağı şekilde, nefret bağlamıştı onları birbirine. Leclere, Batard'ın boyun eğip yaltaklanacağı, gelip ayaklarının dibinde inleyip ağlayacağı günü görmeyi kafasına takmıştı. Batard ise... Leclere onun aklında ne olduğunu gayet iyi biliyordu ve o şeyi birkaç kez gözlerinde de okudu. O kadar net okudu ki sonrasında sırtı ona dönükken sık sık arkasına bakmayı asla ihmal etmedi.
Sayfa 41 - Türkiye İş Bankası·Kitabı okudu
Reklam
... Şöyle ifade edeyim, bir keresinde oturup uzun uzun Benekli'nin gözlerinin içine bakıp o gözlerden dışarı ışıyan zekâyı gördüğümde, omurgamda aşağıdan yukarı, yukarıdan aşağı titreme nöbetleri geçmiş, yüreğimin yağları erimişti. O zekâ konusunda ne söylesem kendimi yeterince anlatmış olamam. Sözlerle anlatılabilir gibi değildi. Ben gördüm, sadece bunu söyleyebilirim. Bazen onun gözlerine bakarken, bir insanın ruhuna bakıyormuşum gibi olurdum; orada gördüklerimden korkar, zihnimde reenkarnasyon fikri ve buna benzer şeyler canlanırdı. Demem o ki hayvanın gözlerinde büyük şeyler gördüm; dünyaya iletilecek bir mesajı vardı ama ben o mesajı anlayabilecek kadar büyük değildim. O mesaj neyse, beni şaşırttı, kafamı karıştırdı. (Bunu söylerken kendimi salak durumuna düşürdüğümün farkındayım.) O gözlerde gördüğüm şeyin ne olduğuna dair en ufak bir ipucu dahi veremiyorum. Işık değildi, renk değildi; gözler sabit dururken hareket eden, geriye doğru kaçan bir şeydi. Aslında o hareketi görmedim sanırım, daha çok sezmiş olmalıyım. Bir ifade, evet, bir ifadeydi ve ben o ifadeden bir izlenim edindim. Hayır, tam olarak bir ifade değildi, daha fazlasıydı. Ne olduğunu bilemiyorum ama bir yakınlık hissetmemi sağladı. Yakınlık dediysem yanlış anlamayın, duygusal bir yakınlık değildi. Daha ziyade eşitlik hissinin getirdiği bir yakınlıktı. O gözler asla bir geyiğin gözleri gibi yalvarmadı bana. Tersine meydan okudu. Öte yandan isyan da yoktu o bakışlarda. Büyük bir sükunetle eşit olduğumuzu bildiriyordu, o kadar. ...
Sayfa 25 - Türkiye İş Bankası·Kitabı okudu
"Çok iş. Çalışmanın, açlığın, soğuğun ve diğer sefaletlerin sonu gelmez. İşte benimle birlikte gelirse bulacağı şeyler bunlar. Ama o bundan hoşlanıyor. O hayatı tanıyor. O hayatın içinde doğdu, orada şekillendi. Siz o hayatı bilmezsiniz. Ne hakkında konuştuğunuzun farkında bile değilsiniz. Köpeğin ait olduğu ve kendini en mutlu hissedeceği yer, orasıdır."
Sayfa 14 - Türkiye İş Bankası·Kitabı okudu
7/10
·66 syf.··
Beğendi
·
2025 48. kitabı
Jack London’ın İyi Köpekler, Kötü Köpekler ve Kuzey Toprakları eseri, yazarın kuzey edebiyatı temalı hikâye geleneğinin bir parçasıdır ve Alaska ile Yukon’un sert doğasında geçen kısa öykülerden oluşur. London, bu eserde doğanın acımasızlığı ile insanın ve hayvanın hayatta kalma içgüdüsünü güçlü bir şekilde işler. Köpeklerin bakış açısından anlatılan bölümler, hem insana hem doğaya dair keskin gözlemler sunar. Yazarın yalın fakat etkili üslubu, doğa betimlemelerindeki canlılık ve hayvan karakterlerine insani derinlik katması, kitabın öne çıkan yönlerindendir. Eser, yayımlandığı dönemde özellikle hayvanların psikolojisini ve doğa içindeki yerini gerçekçi şekilde yansıtmasıyla övgü almıştır. Jack London’ın kendi deneyimlerinden beslenen anlatımı, eleştirmenlerce güçlü bir saha gözlemine dayandığı için değerli bulunmuştur. Ancak bazı dönemin eleştirmenleri, hikâyelerin yer yer didaktik bir tona büründüğünü ve aşırı romantize edilmiş bir doğa-insan çatışması sunduğunu dile getirmiştir. Yine de eser, hem kuzey temalı edebiyatın hem de hayvan hikâyelerinin önemli örneklerinden biri olarak kabul edilmiş ve London’ın doğa-insan-hayvan üçgenindeki anlatı ustalığını pekiştirmiştir. Bu inceleme ChatGPT aracılığıyla yazılmıştır.
İyi Köpekler Kötü Köpekler Ve Kuzey TopraklarıJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20232,395 okunma
7/10
·66 syf.··
Beğendi
·
2025 48. kitabı
Jack London
7.9/10 · 2.395 okunma
Reklam