Tükenmiş ciğerlerine dolarken ekşi şarap gibi buran havayı içine çeken Batard'ın cepheden ani saldırısı adamın yüzüne ulaşmadı, açılmış dişlerinin metalik bir sesle kapanmasıyla sonuçlandı. Karların üzerinde yuvarlandıklarında Leclere deli gibi yumrukladı köpeği. Sonra ayrılıp karşı karşıya durdular, sağa-sola daireler çizerek yüzyüze yürüdüler. Leclere bıçağına davranabilirdi. Tüfeği ayaklarının dibindeydi. Ama onun da içindeki hayvan ayaklanmış, öfke kusuyordu. Ne yapacaksa elleriyle yapacaktı ve de dişleriyle. Nitekim Batard hamle etti ama Leclere yumruğuyla onu yere devirip üstüne bindi ve dişlerini köpeğin omzuna gömerek kemiğine kadar indi.
Benzerine ancak dünyanın en eski çağlarında rastlanabilecek bir ortam, ilkel bir sahneydi: Karanlık ormanda bir açıklık, pis pis sırıtan kurt-köpeklerin oluşturduğu bir çember ve çemberin merkezinde çılgın öfkeleriyle, kudurmuş hiddetleriyle, caniyane gazaplarıyla dalaşa kilitlenmiş; hırlayan, ısıran, nefes nefese kalan, acıyla bağıran, ilenen; dizginsiz bir canavarlık içinde pençeleyen, yırtan, parçalayan iki koca hayvan.