Fatih Süleyman Solak

Fatih Süleyman Solak
@Solomonss
Çok zaman geçmeden hiçbir yerde bir hiç olacaksın, ne şimdi gördüğün herhangi bir şey olacak, ne de şimdi yaşayan herhangi birisi. Çünkü doğanın uygun gördüğü üzere, her şey değişmek, dönüşmek ve yok olmak zorundadır, şu an bulunduğun yerde sırası gelince bir başkası var olacak.
Sayfa 129 - Türkiye İş Bankası·Kitabı okudu
Reklam
[17] Her şeyin ne zaman, neyden oluştuğunu, neye dönüştüğünü, dönüştüğünde ne olacağını ve bundan hiçbir kötülük gelmeyeceğini düşün. [18] Birincisi, başkalarına karşı ne durumda olduğunu değerlendir ve birbirimiz için yaratıldığımızı düşün; başka bir açıdan bakacak olursak, koçun ya da boğanın sürüsünü kollaması gibi ben de insanları kollamak için yaratıldım. Buradan ilk ilkelere yönel, her şeyi yöneten atomlar değilse doğadır. Bu doğruysa, daha aşağı şeyler, yüce şeyler için yaratılmıştır, daha yüce şeylerse birbirleri için. İkincisi, sofrada, yatakta ve başka yerlerde nasıl insanlar olduklarını, kendi düşüncelerinin onları nelere zorladığını ve zorlanarak yaptıkları eylemlerle nasıl gururlandıklarını değerlendir. Üçüncüsü, eğer yaptıkları işi doğru yapıyorlarsa onlara sinirlenmemeli. Eğer doğru yapmıyorlarsa, ellerinde olmadan ve bilgisizlikten böyle yaptıkları açıktır. Çünkü hiçbir ruh, kendini hakikatten ve herkese hak ettiği gibi davranma veteneğinden kasten mahrum etmez. Her hâlükârda adaletsiz, duygusuz, açgözlü ve yakınlarına hatalı davranan biri olarak anılmak herkesi sinirlendirir. Dördüncüsü, sen de diğerleri gibi pek çok yanlış yapıyorsun. Yanlışların bazılarından kaçınsan da hata yapmaya meyillisin hâlâ. Korkaklıktan, başkalarının ağzına düşmekten ya da bunun gibi bir şey yüzünden hata yapmaktan çekiniyorsun sadece. Beşincisi, insanların hata yaptığından emin olamazsın. Çünkü pek çok şeyi belli bir plana göre yaparlar. Herhangi birinin eylemlerine dair yargıda bulunmak için yeterli bilgiyi edinmek gerekir. Altıncısı, çok öfkelendiğinde ya da sabrın tükendiğinde, insan yaşamının bir an olduğunu ve kısa sürede hepimizin yan yana cansız uzanacağını düşün. Yedincisi, bizi rahatsız eden insanların eylemleri değildir, çünkü bu onların yönetici
Sayfa 118 - Türkiye İş Bankası·Kitabı okudu
Biri beni hor mu görecek? Varsın görsün. Ben hor görülecek herhangi bir eylemim ve sözümün bulunmaması için çaba gösteririm. Ya benden nefret ederse? Varsin etsin. Ben herkese nazik ve dostane davranacağım; benden nefret edene bile açıkça görünen bir hatasını göstermeye hazır olacağım; ama bunu sitemle ya da sebatkârlığımla gösteriş yaparak değil, tıpkı ünlü Phokion gibi samimi ve kibar bir şekilde yapacağım, elbette rol yapmıyorsa. Çünkü tanrılara öfkelenmeye, yakınmaya meyilli birisi gibi görünmemek için insan kendi içinde böyle olmalıdır. Şu an kendi doğana uygun bir şey yapıyorsan ve her şeyi evrensel doğanın toplumsal çıkara uygun gördüğü bir şeyin öyle veya böyle gerçekleşmesi için çabalayan bir insan gibi memnuniyetle karşılıyorsan, başına kötü bir şey gelebilir mi? Birbirlerini hakir görenler, birbirlerine dalkavukluk ediyor ve birbirlerinden üstün olmak isteyenler, birbirlerinin ayaklarına kapanıyor. "Sana dürüst davranmak istiyorum," diyen birisi nasıl çürümüş ve sahtekârdır. Ey insan, sen ne yapıyorsun? Bunu söylemene gerek yok. Dürüstlük kendiliğinden anlaşılmalı. Yüzünde yazmalı, sesinde çınlamalı. Tıpkı sevgilinin, sevgilisinin bir bakışında her şeyi anlayabilmesi gibi dürüstlük baktığın an gözlerinden taşmalıdır. Kötü kokan bir insanın yanından geçerken fark edilmesi gibi hemen anlaşılmalıdır sade ve dürüst bir insan. Çalışılmış sadelik bir kılıçtır. Kurdun kuzuya dostluğundan daha çirkin bir şey yoktur. En çok bundan kaçın. İyi, nazik ve samimi birisi, bu nitelikleri gözlerinde barındırır ve dikkatten kaçmaz.
Sayfa 117 - Türkiye İş Bankası·Kitabı okudu
Akıl sahibi bir ruhun kendine has özellikleri şunlardır: Kendini görür, kendini inceler, kendine dilediği şekli verir. Bitkilerin meyveleri ve akılsız hayvanların ürünleri başkaları tarafından toplanırken, akıl sahibi ruh kendi ürününü kendisi toplar, hayatının sınırları nerede belirlenmiş olursa olsun kendi hedefine erişir. Dansta, tiyatro oyununda ya da buna benzer bir şeydeki gibi işini yarım bırakmaz, nerede olursa olsun karşısına herhangi bir engel çıkarsa, iş tamamlanana dek önceden tasarladığı eylemini tamamlar, böylelikle kendisine, "Ben, bana ait olanla yetiniyorum," diyebilir. Evren boyunca, evreni çevreleyen boşluk boyunca ilerler, bunların biçimini izler, zamanın sonsuzluğuna uzanır, her şeyin yenilendiğini anlar, enine boyuna bu durumu değerlendirir ve bizden önce gelenlerin yeni bir şey görmediğini, bizden sonra geleceklerin de yeni bir şey görmeyeceğini kavrar. Kırk yaşında bir insan, biraz olsun akıllıysa, olup biten her şeyi ve olup bitecek her şeyi görmüştür, zira hepsi aynıdır. Akıl sahibi bir ruhun kendine has diğer özellikleri ise şunlardır: Yakınlarını sevmek, doğruluk, saygınlık, aynı zamanda yasanın da bir özelliği olan kendisinden daha üstün bir şeye değer vermemek. Buradan da doğru akılla adil akıl arasında fark olmadığı sonucu çıkar.
Sayfa 113 - Türkiye İş Bankası·Kitabı okudu
İçine gerçeğin ilkeleri işlemiş birini acı ve korkuya karşı uyarmak için şu kısa ve açık cümle yetecektir: "Rüzgârın yere savurduğu yapraklar gibidir insan soyu."" Çocukların da küçük yapraklar gibidir. Seni samimiyet ve coşkuyla öven ya da tam aksine lanetler yağdıran, alay edenler de yapraklara benzer. Ölümünden sonra ününü sürdürecekler de yapraklar gibidir. Çünkü hepsi, "Baharda yeniden filizlenir." Sonra rüzgâr yerlere savurur, ardından da "orman başkalarını yeşertir." Kısa bir ömür pek çok şeyin ortak kaderidir, fakat sen ebediyen var olacakmış gibi ya her şeyden kaçıyorsun ya da her şeyi kovalıyorsun. Kısa bir süre sonra gözlerini kapatacaksın, sonra bir başkası da seni mezara taşıyan için ağlayacak.
Sayfa 110 - Türkiye İş Bankası·Kitabı okudu
Reklam